17 Kasım 2014 Pazartesi

GEZİMANYA SÖYLEŞİM...


Hafta arası Gezimanya ekibinden çok tatlı bir mail aldım. Sitelerinde benim yazılarımı yayınlamak ve bir söyleşi yapmak istediklerine dair.
Ben de gezi ile ilgili harika yazıların bulunduğu Gezimanya'yı severek takip ettiğimden dolayı mutlulukla kabul ettim.


Yaptığımız söyleşiyi sizinle de paylaşmak istedim.

Keyifli okumalar...


1 - Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

21 Eylül 1980 İzmir doğumluyum, özgür İzmir’de ilk, orta ve liseyi bitirdikten sonra üniversite için yine harika bir şehir olan Eskişehir’e gittim. Tam bir Başak burcuyum. Evlenene kadar, ben genelde yurtiçinin, sevgilim de yurtdışının altını üstüne getirmişiz, kadroda hala eksiklikler olmasına rağmen birlikte iyi bir ekip olarak yolumuza devam ediyoruz.

Petrolün kokusunu bir kere içime çektiğim için ayrılmam mümkün olmadı ve hala o kokuyu takip ederek BP Petrolleri AŞ de çalışmaktayım.

2 - İtalya’nın birçok şehrini içeren bir geziniz olmuş, ayrıntılarını anlatabilir misiniz? Hangi şehirleri gezdiniz?

Ne kadar fazla yer görürsek o kadar iyidir mantığıyla 8 günlük Baştanbaşa İtalya turuna katıldık, çoğu yerde birer gece kalarak gayet yorucu ama bir o kadar da keyifli bir yolculuk yaptık. Bu gezimizde 2 kişi olmadığımızı döndüğümüzde öğrendik ki bu yüzden İtalya’nın bizdeki anlamı bir kat daha artmış oldu.

Turda; Venedik, Milano, Genova, Pisa, Floransa, San Gimignano, Siena, Orvieto, Pompei, Napoli, Roma gördüğümüz yerler arasındaydı. Her birini farklı bir duyguyla gezdik, bizde çok güzel anılar bıraktı güzel İtalya.


3 - İtalya gezinizde en sevdiğiniz şehir hangisi oldu? Neden burası?

Siena’yı çok beğendim, bunda Palio yarışlarına denk gelip ortaçağı damarlarımıza kadar hissetmemizin ve Siena’ya bağlı San Gimignano’da yediğimiz harikulade Tiramisu, pizza ve dünyanın en iyisi ödülünü alan dondurmacısının da etkisi büyük elbette.

Kendimizi film setinde gibi hissettik, öyle ki kapılarındaki tokmaklar bile belgesellere konu olmuş yüzlerce yıldır hiç değiştirilmemiş, tarihine bu kadar güzel sahip çıkmış bir yerde nefes almak müthişti.


4 - Midilli geziniz ile ilgili bize neler söyleyebilirsiniz? Midilli’ye gideceklere önerileriniz nelerdir?

Midilli benim için, kırmız şarapta ahtapot, soslu sarma, müthiş manzaralar, uzo fabrikaları, keyif, huzur demek. Yol kenarlarına, kazada kaybettikleri yakınları için dikilen şapeller demek.

Müthiş kumsalları ve mutlaka size yardım etmek için çırpınan sıcakkanlı insanlarıyla harika bir tatil garantisi.

Gideceklere verebileceğim en leziz tavsiye mutlaka Mytilene, Kalderimi (kaldırım) de kabak çiçeği kızartması ve soslu sarma yemeleri, araba kiralayıp adanın altını üstüne getirmeleri, Agiassos’ta mola vermeleri, Pallenino Cafe’de frappe yudumlamaları, Molivos’un tadını çıkarmaları ve Xamam da eğlence için zaman ayırmaları, Papadatos’ta eski zeytinyağı müzesini gezmeleri sayılabilir.


5 - Gezmek size ne ifade ediyor? Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?

Seyahat etmek demek ille de günlerce başka şehirlerde gezmek değil, her boş anında ya da anlarını boşaltarak da olsa yeni bir yerde nefes almak demek bizim için. Herkes yoruldum dese de bizim için en iyi dinlenme yöntemi. Sırf adını daha önce duymadığımız bir köyü görmek için tek tatil günümüzde bile 6 saat yol yapmak demek yani kısaca bizim küçük ailemiz için vazgeçilemez bir kelime.

6 - Gezi deneyimlerinizi paylaştığınız blog ya da web siteniz var mı?

Çocuğum gibi baktığım, her heyecanımı, attığım her adımı anlattığım, arada sevgilimi çekiştirip günlüğümü tuttuğum bir bloğum var;

7 - Eğer imkânınız olsa 1 sene izin ve limitsiz para verseler, haydi gez deseler, neler yapar nerelere giderdiniz?

Sevgilimle birlikte ilk büyük gezimiz Maldivler’di.. O tadı ve turkuaz denizi hala rüyalarımda görürüm, gezimin çıkış noktası yine orası olurdu. Hint Okyanusunda yunusları ve devasa manta balığını izlerken bir sonraki rotamı belirler ve yine yola koyulurdum.

Önceden her şeyi yazıp çizmeden gönlümüz bizi nereye götürürse ertesi gün orada uyanmak isterdim.

1 yıl sonunda da geri dönüp, öff bu zaman ne çabuk geçti seneye nereye gitsem acaba diye düşünmek de elbette :)


8 - İzmir'de yaşayan biri olarak bize İzmir'de yaşamla ilgili neler anlatabilirsiniz? Herkesin hayran olduğu bu şehri bir de sizin gözünüzden dinleyelim...

İzmir; insanların kız erkek ayrımı olmadan rahatça yaşadığı, denizin kokusunu teninizde hissedebileceğiniz bir şehir.

Asansör’deki müthiş manzarada enfes bir yemek yiyebildiğiniz, Yaka Köy’de sınırsız kahvaltının dibine vurduğunuz, Lokomotif müzesi, Şirince’nin şirin evleri, Tire-Kaplan’da ormanın içi, Kozbeyli Şakir’in yerinde okkalı bir Dibek Kahvesi, Çeşme’nin havası, Karaburun’un doğası, İlk sessiz şehirlerimizden Sığacık, Eski Foça’da gün batımı demek benim güzel memleketim.

İzmir deyince sayfalarca yazabilirim, her zaman gurur duyduğum bir dost gibi benim için. Hele yazın hangi sahil kasabasına gitseniz, hayatınızın en güzel tatili olacaktır.


8 - Yakın bir zamanda anne olacaksınız, ailenizin yeni üyesi aranıza katıldıktan sonra seyahatleriniz yön değiştirecek mi? Anne olmak gezilerinize nasıl yansıyacak?

Çevremizdeki herkesin “bebek olunca unutun bu kadar gezmeyi” cümlesine karşılık biz şimdiden hangi ekipmanla onu yanımızda rahatça taşırız araştırmaları yapıyoruz. Bu arada oğluşum arabaya ne zaman binsek karnımda attığı tekmelerin gücü ve sayısı da artıyor, biz bunu hayra yorup “3.gezgin geliyor” diye gülüşüyoruz.

Zaten isim araştırırken arkadaşlarımız adını ya gezgin ya da bilgin koyun diye az takılmadılar bize :)

Küçük oğlumuzun da rahatını bozmadan tam bir aile olarak gezilerimize devam etmeyi düşünüyoruz. Şimdiki kadar kendimizi zorlayıp, Beyrut’ta yaptığımız gibi 18 Km yürüyerek değil tabii ki.  

Gezi yazılarımızda artık bebekle nerelerde rahat edebilirsiniz, ipuçları, annelere öneriler, mutlaka uğranması gereken bebek mağazaları gibi eklentiler olacaktır diye düşünüyorum. Yani farklı bir bakış açısı daha eklenecek gibi bloğuma.

Kadrodaki eksiğimiz de tamamlanınca gezilerimiz daha keyifli olacak gibi gözüküyor

Sevgiler,
Özlem

4 yorum:

Didem Soyubol Atçıoğlu dedi ki...

Tebrikler, güzel ve içten bir yazı olmuş. Bebekle gezmek çok daha eğlenceli, mutluluk dolu geçiyor. Tabiki biraz daha fazla özveri gerekiyor, kendi eşyalarımızın yanında bir o kadar da bebek eşyası götürüyoruz. Ona göre hareket ediyoruz ama sonuç; harika anılarla dönüyoruz...

ÖZLEM SEZEN YILMAZ dedi ki...

ohh süper çok sevindim çocukla gezen birinden böyle bir yorum aldığıma. Ben de yeni bir gezi arkadaşı geliyor diye seviniyorum çünkü :)
Sevgiler

Gulcin Akbulut dedi ki...

Desene bizim gruba 1 kisi daha katiliyor. :) Once kuzumun baby showerini yapalim da sonrasinda insalah gezilerde de yanimiza aliriz..Daha Katara Gulcin teyzesini ziyarete gelicek ufaklik. Yoksa annemden `Yollarda hayat var ekibiiiiii,yolunuz Qatara dusmuyor muuuuu??````` diye fircayi yersiniz.. hahah bana gerek bile kalmaz sekerim.

ÖZLEM SEZEN YILMAZ dedi ki...

İnşallah fıstık, sağlıklı doğsun da alıp geleceğim kuzumu sana da. Gülçin teyzesinin mantılarından yesin çabuk büyüsün :)

Yorum Gönder

Twitter Facebook Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | GreenGeeks Review