Evimizi aldığımızda düğüne az zamanımız kalmış olmasına rağmen her yerini baştan aşağı değiştirip dekore etmek istiyoruz. Tabii o zamanlar bilmiyoruz bu işlerin ne kadar meşakkatli olduğunu, usta ile uğraşmanın, abi 2 saate oradayım diyerek yok olan dekoratörlerin varlığını.
Tüm evi baştan aşağı sadece duvarları kalacak şekilde yıkıp döktük, sonra da hiç bu konularda tecrübemiz olmamasına rağmen ney nereye ne kadar yakışır diye, sonsuz seçenek arasından tercihler yaptık, artık zevkimize güveniyorum çünkü ortaya süper bir iş çıktı.
Ustalarla tek tek uğraşmayalım, bir firmaya verelim sadece bir kişi ile muhattap olalım dedik (yalan hepsiyle ayrı ayrı uğraştık). En zorlandığım konu ise hayal ettiğim şeyleri tasarlayıp anlattığımda daha sonuna kadar bile dinlemeden bu olmaz demeleriydi, bakıyorlar ki ısrar ediyorsun sevgilimi en can alıcı noktasından vuruyorlar vazgeçsin diye "abi yenge istiyor ama sağlam olmaz". Hay Allammmm yaaaa
En basitinden mutfak dolaplarının içine kiler istiyorum, "olmaz"
Kitaplık gibi olmasın o yüzden köşeli vestiyer istiyorum, "mümkün değil"
Gömme dolap komple baştan aşağı ayna olsun, "taşımaz"
Tezgahı çimstone istiyorum, "elimizdekiler daha sağlıklı"
ve bunun gibi binlerce örnek... Yordu beni.
Firmada çimstone mutfak tezgahı çeşitleri yok , senin için buluruz diyorlar ama fiyat fahiş 5.000 TL ye çıkıyor bizim tezgah.
İnternetten buluyorum İzmir deki bayisini çimstone un, arıyorum. Abla sen ne yaptın ben o fiyata 3 mutfak yaparım biz ilk çimstone bayisiyiz deyince, düşüyoruz yollara.
Pınarbaşındaymış yerleri, tam varıyoruz bir yağmur başlıyor ki sormayın, bir anda her yer sel oluyor, sevgilim zaten "üff Özlem yine nereden çıkardın bu eziyeti verelim parayı yapsınlar" modunda, yani en ufak bir geri adım atsam bittim, 5.000 e fit bizimki.
Neyse yollar sular altında kaldı adresi de tam bilmiyoruz, pimpirikli sevgili iyice stres bu havada gidilmez diye, ben de rahatlatma çalışmaları "sevgilim istersen şuradan taksi tutalım, o yolu bilir sen de yorulmazsın"
El cevap "niye o bu yağmurda sürmeyecek mi"
Tam o arada sevgilim kenardan gideyim diye kaldırıma çıkıyor ve sonradan farkediyoruz ki lastik nanay, yarılmış. Off bir bu eksikti, kabus gibi.
Bir kenara çekiyoruz Allahtan canım yurdum insanı yardıma koşuyor bizi lastikçiye taşıyor hem de sanırım 4-5 defa. Arabayı tekrar çalıştırıp bol bol teşekkürle ayrılıp, başlıyoruz yine aramaya, bu son şans,farkındayım.
İşte karşımızda mermerci . sevgilim bakıp " bu ne biçim yer böyle hiç gözüm tutmadı deyince, ben de cevap "aşkım mermerci nasıl olur, mağazada mı satılır bu" diye.(tabii en ince ve sempatik sesimle)
Biraz zor fakat süper oldu hemde yaklaşık 1.500 TL civarında bir ödeme yaptık. Şimdi ne zaman Pınarbaşının oralardan geçsek sevgilim sorar "aşkım çimstone almaya gidelim mi" diye. Yaşarken öyle olmuyor ama sonradan hoş bir anı olarak kalıyor hepsi.
Islak zeminler hariç, tüm evi açık renk parke kapladıktan sonra; ilk icraatımız ufacık mutfağın balkonunu da içeri alıp, tam da hayal ettiğimiz, misafirlerin bile salonu boşverin burada oturalım dediği kadar rahat, geniş bir mutfak yaratmak oldu.
Mutfak dolaplarını çift taraflı olarak yerleştirdik, tabii bunun için önce mutfak kapısını yıkıp ortaladık, sonra baktık ki kapı gereksiz; attık , mutfak dolaplarının malzemesinden kaplama yaptık, aslında ışıklandırma da yapacaktık fakat ev o kadar led doldu ki sonradan vazgeçtik.
Sonra dolap aralarına simli, dolaplarımıza da uyumlu mürdüm renkleri olan, ufak cam bordürler döşedik.
Meşhur kilerim; sonunda ikna ettim de amcalar yaptı :)

Çift taraflı dolap olması kesinlikle çok kullanışlı.

Dolapların alt kısımlarına da led leri döşedik.

Dolap malzemesi olarak Akrilik seçtik, çizilir , bakımı zor diye konuşanlar oldu, fakat süper gösterişli ve kullanımı da çok basit. 6 Ayda bir cilası ile silip kuruluyoruz bittiiiii.
Balkonu içeri aldığım yere de mutfak masası ve 2 deri kanepe, 1 puf koyduk tamam oldu. Ölçüleri sanki bizim mutfağa göre yapılmış, cuk oturdu :)
Kesinlikle çok içime sinen rahat, şık bir mutfağa kavuştum. Daha yer fayanslarını seçiyordum, kaça kaç olsun diye şu an bu bitmiş haline ben bile inanamıyorum.

Sonraki iş vestiyer ; herkes dikdörtgen kitaplık gibi yapmak istiyor,sanırım kolaylarına bu şekil geliyor. Ama ben hem ufak ufak, ışıklı camdan raflar hem de köşeyi kullanabilmek istiyorum.
İnternette çok aradım ama bu şekil bir vestiyer bulamadım, Aliağa daki tüm dekoratörleri gezdim ve sonunda istediğim şekil ortaya çıktı.
Vestiyerin malzemesi de beyaz gibi gözüküyor resimlerde fakat alttaki gibi desenli...

Kapının girişinde gömme dolap için bir yer bulduk. Ama tabii girişte garip geliyor, şık birşey bulmalı dedik demesine ama tümü ayna olsun deyince kimse yanaşmıyor. Taşımazmış da falan filan. Sonradan alt ve üstüne aynayı tutacak kemerler atınca fıstık gibi oldu. Gömme dolaptan çok o kısmı ayna ile kaplamış gibi olduk sanırım.
Duvarlarda sünger ile yapılan boya kullandık, denizden çıkarılan sünger ile desen veriliyormuş. Diğer boyalara oranla bi hayli pahalı, ama bence çok şık duruyor özellikle ışık vurduğunda. Kağıt kaplamaktan daha hoş oldu bence ...
Dış kapımızı düz renk istemedik...
Ev led dolu deyince şaka yapıyorum sandınız değil mi .
Beyaz spotlar, asma tavan, 3 renkli ve aynalı tavan lambaları. Tv ünitesinin de altı ışıklandırmalı :) Biz aydınlık sever bir aileyiz sanırım.
Evdeki tüm mobilyalarımızı Doğtaş tan aldık. Özellikle olan birşey değil ama bu serisine bayıldık, hem kullanışlı hem şık hem deee çok rahat.
Perdelerimizi İstanbuldaki annem ve teyzem seçmiş, Tac ın fuar kollaksiyonundanmış.
Simli Mürdüm rengi , üzeri parlak taşlarla dolu .
TV ünitemizi kocaman aldık, istenirse ayrılabiliyor ama salonu , oturma odası olarak kullandığımız için yer müsait nasılsa deyip, birleştirdik. Üzerini de biblolarla doldurmaya başladım, çerçevelerimi tamamlayınca her tarafını resimlerle donatmayı düşünüyorum.
Aldığım mobilyaların hepsinin üstü siyah cam. 15 günde bir toz alınsa dahi belli olmuyor. İlk yerleştiğimizde tüm eşyalar yeniyken biraz zorlandım fakat şimdi hiç bir şikayetim yok . (bu arada isterseniz camları çıkarabiliyorsunuz da)
Yatak odamda yine Doğtaş ın aynı serisi.
En sevdiğim özelliği yatağın altında bulunan sensör sayesinde mesela gece su içeceksin , ışığı açmana gerek yok, sensörler sayesinde yer aydınlatılıyor ve sen sessiz sedasız kalkabiliyorsun.
Zaten yatağı da aynı şekil kalktığında yanındakini rahatsız etmeyecek şekilde seçtim. Benim gibi yatakta dönüp duran biri ile evli olmanın zorluklarını ortadan kaldırabilmek adına.