Maldivler de Balayı!!!
Ben böyle güzel bir renk, böyle yumuşacık, hamur gibi kumsal görmedim. Bu rengi anlatmaya kelimeler yetersiz kalır. Balayımız için gittik fakat aklımızı orada bırakıp döndük. Siz de Cenneti görmek ve hakkındaki her detayı öğrenmek istiyorsanız tıklayın...
EV-LE-Nİ-YO-RUM...
O büyük gün geldi çattı; bugün düğünüm var. Bu nasıl bir heyecan, nasıl bir mutluluk anlatılmaz. Peki nelere dikkat etmeli, neleri es geçmeli. Tıklayın siz de düğünüme misafir olun
EYVAH... EVİMİN DEKORASYONU GELMİŞ!!!
Evimizi aldığımızda düğüne az zamanımız kalmış olmasına rağmen her yerini baştan aşağı yeniledik. Mutfağı, Taşı, Tavanı, Tabanı derken sade dört duvarı kaldı. Eee peki sizce nasıl olmuş?
1 Mart 2013 Cuma
SEVGİLİYE HEDİYE...
15 gün sonra sevgilimin doğum günü, şimdiden stres sardı beni ne hediye alsam onu nasıl şaşırtsam diye .
Geçen yıl sevgililer gününde o beni inanılmaz şaşırtmış ve mutlu etmişti.
İşten çıkıp eve geliyorum, hafta içi diye kutlamama kararı aldığımızdan ve çok yorgun olduğumdan hiçbir şey de beklemiyorum açıkçası. Ya da öyle sanıyorum...
Hem program istemem diye onu ikna ettim günlerdir hem de diyorum ki bi çiçek alabilirdi, o da program sayılmaz ki. İçim üzgün aslında. Ben istemem yan cebime koy modundayım, ha öyleyim ama ben bişey yaptım mı o da yok! Sanki sevgililer günü sadece erkekler çabalasın diye var gibi.
Araba kullanıyorum ama kafam sürekli proje üretiyor. İçimde ufak bir umut kırıntısı oluşuyor, telefona sarılıyorum, hani daha eve gelmediyse belki çiçekçidedir diye. Genelde özel günlerde iş çıkışı hep çiçekçiye uğrar öyle gelir eve.
Telefon uzunca çalıyor karşımda uyku modunda bir adam, “yorgunum eve geldim uzandım tatlım” diyor, o an onu tanımamak istiyorum :( Kendi kendimi motive ediyorum “e sen dedin, istemem program, hafta sonu Bodrum yaparız, yorulmayalım” diye , zaten sevgilinle olmak yeterli, sarılır yatarsın sıcacık sıcacık .
Asık suratla evin kapısındayım, o da ne! eşikte ufacık bir mum ve minik bir kağıt. Oleyyyy şirinlik yapmış bari.
Tabii yazısını okumak ne mümkün, apartmanın ışığı 15 defa yanıp sönüyor ben hala ne demek istediğini anlamamışım, dayanamıyor açıyor kapıyı, “yardımcı olayım bari” diyor. Kağıtta yazan not: "Bu evde senden ve benden başka kucaklanacak kadar güzel ne var acaba, Tüyo. Arkadaşın 2" (Arkadaş diye bana aldığı çiçeklere diyorum normalde) Anlaşıldı çiçek almış yuppiiiiii J
Süper renkli laleler bunlar nasıl muhteşem nasıl, kelimelerle anlatılamaz güzellikteler...
Çiçeğe kadar mumlar sıralanmış ama çiçekten de başka yerlere mumlar var, süper bir oyunun içindeyim , benden mutlusu yok o an.
Çiçekten çıkan not çam ağacını anlatıyor, ne zamandır almak istediğim Marks&Spencer daki aynalı ve çiçekli, resim çerçevesini buluyorum. Oleyyyy bir de hediyem oldu...
Oradan buzdolabındaki süper Reyhan pastasına (canım ya okadar işinin gücünün arasında İzmir den en sevdiğim pastayı almış, yerim onu ben)
Ben bitti sanırken asıl bombaya doğru yol aldığımı bilmiyorum. Yatak odasına yönlendiriyor not beni. Tam sakladığı çekmecenin üstünde bir mum var, heyecanlıyım. Da da da daaaammmm...
iPad 2 , bu nasıl bişey Alllam, e niye bu kadar pahalı hediye aldın, aşkolsun falan diyorum ama paketi de 1 ile 3 saniye arasında açıveriyorum.
Pembe kılıflı, 64 GB hafızalı, beyaz, son çıkan ipad 2. Off benim, işte benim. Atlıyorum boynuna.
O teknolojiyi çok yakından takip etmediği için satıcıyı canından bezdirmiş alırken. Adam pakete koymuş ona bile inanmayıp tekrar paketi açıp beyaz mı diye kontrol etmiş. Sürekli “bak en son çıkan bu dimi , en pahalısı bu di mi, daha iyisi yok di mi, rezil etme beni” diye satıcıyı intihara sürüklemiş. Canım Sevgilim benim.
Yani bayanlar ne kadar istemem derse desin, siz erkekler mutlaka ufacık da olsa bir sürpriz düşünün derim ben. Kendimden biliyorum biz de biraz denge sorunu var.
Sevdiklerinizi bayan ya da erkek bu kadar mutlu etmek, yüzünde güller açtırmak aslında onu düşündüğünüzü göstermekle oluyor. ipad i görmeden önce de çok mutluydum, beni düşünerek, zaman ayırarak birşeyler yapması, planlaması dünyalara bedeldi.
Şimdi sıra ben de bakalım onu nasıl mutlu edebilirim, hadi ben kaçtım, düşünmeye başlıyorum, son 15 gün için geri sayım başladı, tik tak tik tak...
Sevdiklerinizle mutlu anlar biriktirmeniz dileğiyle...
Not: Fikri olan varsa her türlü yardıma açığım haberiniz olsun
28 Şubat 2013 Perşembe
SUFLE TARİFİ (Tam tadında)
Akşam misafirlerim kahve içmeye gelecek, evleri de çok yakın yani anlayacağınız vakit nakit ! Ne yapsam diye düşünürken kahvelerin yanına Sufle yapmak aklıma geliyor. İyi ki de geliyor, hem kısa zamanda yapılabilen hem de süper lezzetli bir tarif bu.
Deneyin pişman olmayacaksınız...
BİR ÖMÜR ARDINA BAKMADAN
Şu aralar elimde 3 kitap var ve hepsini okuyorum . Tek kitap kesmiyor artık bağımlılık yaptı :)
-Kelebek
-Limon Ağacı
-Sağlığında okumayı çok istediğim halde kısmet olmayan Bir Ömür Ardına Bakmadan-M.Ali Birand
Bugün size Mehmet Ali Birand ın yaşam öyküsünü anlatmak istiyorum. Diğerlerini de bittikçe yazacağım.
Düşünün zengin bir ailesiniz fakat baba ölünce sefalet içinde yaşamaya başlıyorsunuz, sefalet diyorum ama yine de zengin mahallesinde, yıkılacak kadar kötü durumda da olsa bir köşk te yaşıyorsunuz.
Anneniz tüm hayatı boyunca vicdan azabı duyacağı şekilde istemeden sizi kaynar suya düşürüyor ve bacağınız küçüklüğünüzden itibaren bir daha düzelmiyor.
Hayatı boyunca defalarca ameliyatlar, irin akan yara içinde bir bacak, ve yanlış tedavi ile diğerinden kısa kalan bu yüzden aksak yürüyen bir çocuk, M. Ali Birand!
İlkokula gitmek bile istemiyor onun için ızdırap demek, çünkü; o yaşlarda vicdanı ve acıması yoktur çocukların. Sürekli kendini eksik hisseden Topal lakaplı, şişko çocuk, çoğumuzu intiharın eşiğine sürükleyecek bu hayatı , başarma gücünü tetikleyen bir durum olarak kullanıyor.
Şansı da yardım edince onca çile ve acıya rağmen bugünkü tanıdığımız sempatik Mehmet Ali oluyor.
Okurken çoğu yerde gözleriniz dolacak, sadece yaptığı güzel işleri pohpohlayan bir kitap olmamış, hayatını doğal ve tarafsız bir şekilde aktarmış Can Dündar.
Kitaba başladığımda dili çok basit gelmişti fakat ilerledikçe sizi içine çeken yormayan bir anlatımı olduğunu anlıyorsunuz.
Birand kitabı piyasaya çıktıktan sonra okumuş o yüzden sürekli kendini pohpohlayan, bu hayatta hiç yanlış yapmadım ki diyen bir kitap değil.
Çok hızlı ilerliyor bence mutlaka herkesçe okunmalı ve ne kadar şanslı biri olduğumuzu tekrar tekrar idrak etmeliyiz. Zor bir hayatı olmuş, mekanı cennet olsun.
Rahat uyu Mehmet Ali Birand....
İlginizi çekebilecek diğer kitap özetleri;
- BENAZIR BHUTTO (PEGASUS YAYINLARI)
- Ben Nojoud 10 yaşında bir dulum (MARTI)
- Bir Geyşa'nın Anıları (ARTHUR GOLDEN)
- BİR ÖMÜR, ARDINA BAKMADAN (M.ALİ BİRAND) / CAN DÜNDAR
- CORPUS (HANDE ÖZCAN)
- EFENDİ (Soner Yalçın)
- GRİNİN ELLİ TONU (E.L JAMES)
- Gizli Anların Yolcusu (Ayşe Kulin)
- KİTAP KÖŞESİ BAŞLIYOR...
- LİMON AĞACI (SANDY TOLAN) - Yeni !!
- PİRAYE (CANAN TAN)
- PİRUZE (SİNAN AKYÜZ)
- TEYZEM LATİFE (PEGASUS YAYINLARI)
- İNCİR KUŞLARI (SİNAN AKYÜZ)
- İSKENDER (ELİF ŞAFAK)
- İZ (CANAN TAN)
- İZMİR BÜYÜCÜLERİ (MARA MEİMARİDİ)
BİR ÖMÜR ARDINA BAKMADAN
Şu aralar elimde 3 kitap var ve hepsini okuyorum . Tek kitap kesmiyor artık bağımlılık yaptı :)
-Kelebek
-Limon Ağacı
-Sağlığında okumayı çok istediğim halde kısmet olmayan Bir Ömür Ardına Bakmadan-M.Ali Birand
Bugün size Mehmet Ali Birand ın yaşam öyküsünü anlatmak istiyorum. Diğerlerini de bittikçe yazacağım.
Düşünün zengin bir ailesiniz fakat baba ölünce sefalet içinde yaşamaya başlıyorsunuz, sefalet diyorum ama yine de zengin mahallesinde, yıkılacak kadar kötü durumda da olsa bir köşk te yaşıyorsunuz.
Anneniz tüm hayatı boyunca vicdan azabı duyacağı şekilde istemeden sizi kaynar suya düşürüyor ve bacağınız küçüklüğünüzden itibaren bir daha düzelmiyor.
Hayatı boyunca defalarca ameliyatlar, irin akan yara içinde bir bacak, ve yanlış tedavi ile diğerinden kısa kalan bu yüzden aksak yürüyen bir çocuk, M. Ali Birand!
İlkokula gitmek bile istemiyor onun için ızdırap demek, çünkü; o yaşlarda vicdanı ve acıması yoktur çocukların. Sürekli kendini eksik hisseden Topal lakaplı, şişko çocuk, çoğumuzu intiharın eşiğine sürükleyecek bu hayatı , başarma gücünü tetikleyen bir durum olarak kullanıyor.
Şansı da yardım edince onca çile ve acıya rağmen bugünkü tanıdığımız sempatik Mehmet Ali oluyor.
Okurken çoğu yerde gözleriniz dolacak, sadece yaptığı güzel işleri pohpohlayan bir kitap olmamış, hayatını doğal ve tarafsız bir şekilde aktarmış Can Dündar.
Kitaba başladığımda dili çok basit gelmişti fakat ilerledikçe sizi içine çeken yormayan bir anlatımı olduğunu anlıyorsunuz.
Birand kitabı piyasaya çıktıktan sonra okumuş o yüzden sürekli kendini pohpohlayan, bu hayatta hiç yanlış yapmadım ki diyen bir kitap değil.
Çok hızlı ilerliyor bence mutlaka herkesçe okunmalı ve ne kadar şanslı biri olduğumuzu tekrar tekrar idrak etmeliyiz. Zor bir hayatı olmuş, mekanı cennet olsun.
Rahat uyu Mehmet Ali Birand....
İlginizi çekebilecek diğer kitap özetleri;
- BENAZIR BHUTTO (PEGASUS YAYINLARI)
- Ben Nojoud 10 yaşında bir dulum (MARTI)
- Bir Geyşa'nın Anıları (ARTHUR GOLDEN)
- BİR ÖMÜR, ARDINA BAKMADAN (M.ALİ BİRAND) / CAN DÜNDAR
- CORPUS (HANDE ÖZCAN)
- EFENDİ (Soner Yalçın)
- GRİNİN ELLİ TONU (E.L JAMES)
- Gizli Anların Yolcusu (Ayşe Kulin)
- KİTAP KÖŞESİ BAŞLIYOR...
- LİMON AĞACI (SANDY TOLAN) - Yeni !!
- PİRAYE (CANAN TAN)
- PİRUZE (SİNAN AKYÜZ)
- TEYZEM LATİFE (PEGASUS YAYINLARI)
- İNCİR KUŞLARI (SİNAN AKYÜZ)
- İSKENDER (ELİF ŞAFAK)
- İZ (CANAN TAN)
- İZMİR BÜYÜCÜLERİ (MARA MEİMARİDİ)
BİR ÖMÜR ARDINA BAKMADAN (M.ALİ BİRAND) / CAN DÜNDAR
Şu aralar elimde 3 kitap var ve hepsini okuyorum . Tek kitap kesmiyor artık bağımlılık yaptı :)
-Kelebek
-Limon Ağacı
-Sağlığında okumayı çok istediğim halde kısmet olmayan Bir Ömür Ardına Bakmadan-M.Ali Birand
Bugün size Mehmet Ali Birand ın yaşam öyküsünü anlatmak istiyorum. Diğerlerini de bittikçe yazacağım.
Düşünün zengin bir ailesiniz fakat baba ölünce sefalet içinde yaşamaya başlıyorsunuz, sefalet diyorum ama yine de zengin mahallesinde, yıkılacak kadar kötü durumda da olsa bir köşk te yaşıyorsunuz.
Anneniz tüm hayatı boyunca vicdan azabı duyacağı şekilde istemeden sizi kaynar suya düşürüyor ve bacağınız küçüklüğünüzden itibaren bir daha düzelmiyor.
Hayatı boyunca defalarca ameliyatlar, irin akan yara içinde bir bacak, ve yanlış tedavi ile diğerinden kısa kalan bu yüzden aksak yürüyen bir çocuk, M. Ali Birand!
İlkokula gitmek bile istemiyor onun için ızdırap demek, çünkü; o yaşlarda vicdanı ve acıması yoktur çocukların. Sürekli kendini eksik hisseden Topal lakaplı, şişko çocuk, çoğumuzu intiharın eşiğine sürükleyecek bu hayatı , başarma gücünü tetikleyen bir durum olarak kullanıyor.
Şansı da yardım edince onca çile ve acıya rağmen bugünkü tanıdığımız sempatik Mehmet Ali oluyor.
Okurken çoğu yerde gözleriniz dolacak, sadece yaptığı güzel işleri pohpohlayan bir kitap olmamış, hayatını doğal ve tarafsız bir şekilde aktarmış Can Dündar.
Kitaba başladığımda dili çok basit gelmişti fakat ilerledikçe sizi içine çeken yormayan bir anlatımı olduğunu anlıyorsunuz.
Birand kitabı piyasaya çıktıktan sonra okumuş o yüzden sürekli kendini pohpohlayan, bu hayatta hiç yanlış yapmadım ki diyen bir kitap değil.
Çok hızlı ilerliyor bence mutlaka herkesçe okunmalı ve ne kadar şanslı biri olduğumuzu tekrar tekrar idrak etmeliyiz. Zor bir hayatı olmuş, mekanı cennet olsun.
Rahat uyu Mehmet Ali Birand....
İlginizi çekebilecek diğer kitap özetleri;
- BENAZIR BHUTTO (PEGASUS YAYINLARI)
- Ben Nojoud 10 yaşında bir dulum (MARTI)
- Bir Geyşa'nın Anıları (ARTHUR GOLDEN)
- BİR ÖMÜR, ARDINA BAKMADAN (M.ALİ BİRAND) / CAN DÜNDAR
- CORPUS (HANDE ÖZCAN)
- EFENDİ (Soner Yalçın)
- GRİNİN ELLİ TONU (E.L JAMES)
- Gizli Anların Yolcusu (Ayşe Kulin)
- KİTAP KÖŞESİ BAŞLIYOR...
- LİMON AĞACI (SANDY TOLAN) - Yeni !!
- PİRAYE (CANAN TAN)
- PİRUZE (SİNAN AKYÜZ)
- TEYZEM LATİFE (PEGASUS YAYINLARI)
- İNCİR KUŞLARI (SİNAN AKYÜZ)
- İSKENDER (ELİF ŞAFAK)
- İZ (CANAN TAN)
- İZMİR BÜYÜCÜLERİ (MARA MEİMARİDİ)
25 Şubat 2013 Pazartesi
BUTİK KURABİYE - NÜANS
İstanbuldaki babamın hastalığından dolayı Hastane ev arası mekik dokurken, arada bir kaçamak yapıp bu günlerde beni etkisi altına alan butik kurabiyenin malzemeleri alabileceğim yerleri araştırmaya başladım.
Çeşitli bloglarda Eminönünde Yüksel Ticaret ve Nüans ın popüler olduğunu öğrenip sevgilimle düştük yollara.
Çeşitli bloglarda Eminönünde Yüksel Ticaret ve Nüans ın popüler olduğunu öğrenip sevgilimle düştük yollara.
Tabii İzmirli olarak Cumartesi günü Eminönü ne gidilmeyeceğini bilmiyor ve annemin “bugün gidersen mahvolursun, kalabalıkta” sözlerini de “aman ne olacak sanki” diye kulak arkası ediyorum. İyi halt ediyorum tabii.
Ben böyle bir kalabalık görmedim, insanlar resmen birbirini eziyor. Yapışık nizam yürüyorsunuz, kalabalık nereye dönüyor e biz de mecburen o yöne. Bir de Kahveci Mehmet Efendi nin önündeki kuyruk akıllara zarardı, arkadaş alt tarafı kahve , ezilmekten daha mı değerli , 50 kişilik kuyruk da olur mu...
Meğerse Nüans a ulaşmanın daha basit bir yolu varmış. Mısır çarşısındaki ana yolundan değilde dıştan ara sokağa girsek 3 dakikada ulaşabilirmişiz, güç oldu ama zafer bizimdir. Kısaca tarif etmem gerekirse Mısır çarşısının girişine gelin, o kalabalık ana yoldan değil de sağ tarafındaki yoldan sanki çarşıyı dıştan gezecek gibi girin. Solunuzda bir tane oyuncakçı göreceksiniz, biraz daha ilerleyip sanırım Nur gıdaydı adı oradan soldaki dar olan ara sokağa giriyoruz. 10 metre sonra solda Nüans Ticareti göreceksiniz.
Nüans tan biraz bahsetmem gerekirse bende hayal kırıklığı yarattı açıkçası, onlarca personele rağmen tamamen ilgisizler. Hele benim gibi yeni başlayacaklar için çok kötü bir durum bu. Her defasında kendi aralarında lak lak yapan insanlara birşeyler sormaya çalışıyorsun. Ben ortamı sevmedim. Zannımca patron olan biri sürekli yüksek sesle konuşuyor, çalışanlar kasanın orada kendi aralarında konuşuyor, bize bulaşma da ne yaparsan yap modunda...
Her aradığınızı bulursunuz diyorlardı ben mesela ufak kalpli kalıplardan bulamadım, görevli de zaten o stant da yoksa yoktur diye cevap verince daha da gezinmek istemedim.
Bir dahaki sefer Yüksel Ticareti denemek istiyorum.
Aldığım malzemeler;
Toplamda 194 TL tuttu, 185 TL ye indirdiler.
Güzel ve lezzetli kurabiyeler yapabilmek umudu ile...
BUTİK KURABİYE - NÜANS
İstanbuldaki babamın hastalığından dolayı Hastane ev arası mekik dokurken, arada bir kaçamak yapıp bu günlerde beni etkisi altına alan butik kurabiyenin malzemeleri alabileceğim yerleri araştırmaya başladım. Çeşitli bloglarda Eminönünde Yüksel Ticaret ve Nüans ın popüler olduğunu öğrenip sevgilimle düştük yollara.
Tabii İzmirli olarak Cumartesi günü Eminönü ne gidilmeyeceğini bilmiyor ve annemin “bugün gidersen mahvolursun, kalabalıkta” sözlerini de “aman ne olacak sanki” diye kulak arkası ediyorum. İyi halt ediyorum tabii.
Ben böyle bir kalabalık görmedim, insanlar resmen birbirini eziyor. Yapışık nizam yürüyorsunuz, kalabalık nereye dönüyor e biz de mecburen o yöne. Bir de Kahveci Mehmet Efendi nin önündeki kuyruk akıllara zarardı, arkadaş alt tarafı kahve , ezilmekten daha mı değerli , 50 kişilik kuyruk da olur mu...
Meğerse Nüans a ulaşmanın daha basit bir yolu varmış. Mısır çarşısındaki ana yolundan değilde dıştan ara sokağa girsek 3 dakikada ulaşabilirmişiz, güç oldu ama zafer bizimdir. Kısaca tarif etmem gerekirse Mısır çarşısının girişine gelin, o kalabalık ana yoldan değil de sağ tarafındaki yoldan sanki çarşıyı dıştan gezecek gibi girin. Solunuzda bir tane oyuncakçı göreceksiniz, biraz daha ilerleyip sanırım Nur gıdaydı adı oradan soldaki dar olan ara sokağa giriyoruz. 10 metre sonra solda Nüans Ticareti göreceksiniz.
Nüans tan biraz bahsetmem gerekirse bende hayal kırıklığı yarattı açıkçası, onlarca personele rağmen tamamen ilgisizler. Hele benim gibi yeni başlayacaklar için çok kötü bir durum bu. Her defasında kendi aralarında lak lak yapan insanlara birşeyler sormaya çalışıyorsun. Ben ortamı sevmedim. Zannımca patron olan biri sürekli yüksek sesle konuşuyor, çalışanlar kasanın orada kendi aralarında konuşuyor, bize bulaşma da ne yaparsan yap modunda...
Her aradığınızı bulursunuz diyorlardı ben mesela ufak kalpli kalıplardan bulamadım, görevli de zaten o stant da yoksa yoktur diye cevap verince daha da gezinmek istemedim.
Bir dahaki sefer Yüksel Ticareti denemek istiyorum.
Aldığım malzemeler;
Toplamda 194 TL tuttu, 185 TL ye indirdiler.
Güzel ve lezzetli kurabiyeler yapabilmek umudu ile...
BUTİK KURABİYE - NÜANS TİCARET
İstanbuldaki babamın hastalığından dolayı Hastane ev arası mekik dokurken, arada bir kaçamak yapıp bu günlerde beni etkisi altına alan butik kurabiyenin malzemeleri alabileceğim yerleri araştırmaya başladım. Çeşitli bloglarda Eminönünde Yüksel Ticaret ve Nüans ın popüler olduğunu öğrenip sevgilimle düştük yollara.
Tabii İzmirli olarak Cumartesi günü Eminönü ne gidilmeyeceğini bilmiyor ve annemin “bugün gidersen mahvolursun, kalabalıkta” sözlerini de “aman ne olacak sanki” diye kulak arkası ediyorum. İyi halt ediyorum tabii.
Ben böyle bir kalabalık görmedim, insanlar resmen birbirini eziyor. Yapışık nizam yürüyorsunuz, kalabalık nereye dönüyor e biz de mecburen o yöne. Bir de Kahveci Mehmet Efendi nin önündeki kuyruk akıllara zarardı, arkadaş alt tarafı kahve , ezilmekten daha mı değerli , 50 kişilik kuyruk da olur mu...
Meğerse Nüans a ulaşmanın daha basit bir yolu varmış. Mısır çarşısındaki ana yolundan değilde dıştan ara sokağa girsek 3 dakikada ulaşabilirmişiz, güç oldu ama zafer bizimdir. Kısaca tarif etmem gerekirse Mısır çarşısının girişine gelin, o kalabalık ana yoldan değil de sağ tarafındaki yoldan sanki çarşıyı dıştan gezecek gibi girin. Solunuzda bir tane oyuncakçı göreceksiniz, biraz daha ilerleyip sanırım Nur gıdaydı adı oradan soldaki dar olan ara sokağa giriyoruz. 10 metre sonra solda Nüans Ticareti göreceksiniz.
Nüans tan biraz bahsetmem gerekirse bende hayal kırıklığı yarattı açıkçası, onlarca personele rağmen tamamen ilgisizler. Hele benim gibi yeni başlayacaklar için çok kötü bir durum bu. Her defasında kendi aralarında lak lak yapan insanlara birşeyler sormaya çalışıyorsun. Ben ortamı sevmedim. Zannımca patron olan biri sürekli yüksek sesle konuşuyor, çalışanlar kasanın orada kendi aralarında konuşuyor, bize bulaşma da ne yaparsan yap modunda...
Her aradığınızı bulursunuz diyorlardı ben mesela ufak kalpli kalıplardan bulamadım, görevli de zaten o stant da yoksa yoktur diye cevap verince daha da gezinmek istemedim.
Bir dahaki sefer Yüksel Ticareti denemek istiyorum.
Aldığım malzemeler;
Toplamda 194 TL tuttu, 185 TL ye indirdiler.
Güzel ve lezzetli kurabiyeler yapabilmek umudu ile...


04:10
Yollarda Hayat Var



.jpg)
