2 Eylül 2013 Pazartesi

İZMİR ENTERNASYONAL FUARI


Çocukluğuma dair koskocaman bir yer tutar İzmir fuarı. Ağustos ayının sonlarını İzmirliler, coşkulu bir sevinçle karşılar.

İnsanlar yollara dökülür, uzakta akrabaları olanların evleri dolar taşar, kimileri yazlıklarından bile feragat eder.


Benim için de çok özeldir. Hafızamın zayıf olmasına rağmen, babamın vardiya servisini bekleyişimizi, giriş kapısından geçerken kalbimin nasıl pır pır attığını, Ülker'den alışveriş yapıp, kuğu ile gezintimizi, koluma bağlanan uçan balonun kokusunu, yabancı pavyonları (şimdiki ismi stant), oyuncaklara nasıl da şevkle bindiğimi hiç unutmam. Aklıma geldikçe içim ısınır.



Tabii o günlerde her aradığın, elinin altında değil, kestane şekerini, pişmaniyeyi bile senede bir defa fuarda yiyebiliyorduk. Oyuncaklar, hediyelik eşyalar desen hepsi birbirinden orjinal.


Tabii ben küçüğüm çok iyi hatırlamıyorum ama eskiden tüm sanatçılar Fuar Gazinolarında çıkarmış, o zamanlar pek bir lüks ve meşhurmuş elbette.



Sanatçılar eğer ki İzmir fuarında başarı sağlamazsa, el üstünde tutulmazlarmış. İlk sınav yeri her daim İzmirmiş.

Kimler gelmiş kimler geçmiş, Müzeyyen Senar, Bülent Ersoy, Emel Sayın, Barış Manço, İbrahim Tatlıses, Gönül Yazar, Zeki Müren, Cem Karaca..vs daha adını sayamayacağım bir çok ünlü.


Mesela Zeki Müren Fuar Manolya Bahçesine geldiğinde, hayranları sevgisinden arabayı kaldırıp, omuzlarında taşırlarmış (şu an hala Zeki Müren müzesinde sergilenmekte olan (62 model Chevrolet Inpala)


Müzeyyen Senar'ın elma kırma gösterisi, Cem Karaca nın yeşil parkasıyla sahneye çıkması hep kulaktan kulağa zamanımıza ulaşan anılar.

Gazinolar assolist kavgasına başlamışlar, seninki daha iyi benimki daha iyi diye.

Birkaç fuar anısı dinlemek ister misiniz;

Muazzez Abacı;
Evde Orhan Gencebay'dan eserler seslendiriyor ama sahnede tüm ısrarıma rağmen bunları söylemiyormuş. Bir gece Yeni Asır'ın muhabiri "Sayın Abacı bir şey göstermek istiyorum" demiş ve Atilla Kurtbaş'ın bir başka kadınla olan evlilik fotoğrafları nı göstermiş.

Bunları gören Muazzez Abacı gözyaşına boğulup, "Bu gece sahneye çıkmam" demiş. İlerleyen saatte, "Sahneye çıkmazsam ayıp olur " diye ve mikrofonu eline alınca salondakilere "ilk kez söyleyeceğim" diyerek 'Batsın Bu Dünya'yı seslendirmiş. O gece gazino yıkılmış resmen, sahibi sahneye çıkıp Abacı’yı yanaklarından öpmüş.

İbrahim Tatlıses;
Fuar açılacak, Hülya Avşar ile İbrahim Tatlıses çalışacak. Yeni Asır'a da ilan veriliyor, sahibi sabah gazeteyi alıp ilana bakınca, programda İbrahim Tatlıses-Sibel Can yazıyor. Şok geçirerek, acaba yanlışlık mı oldu diye gazinoyu aramak için telefona gittiğinde,Tatlıses arıyor.

"Baba, sürprizimi beğendin mi?" diye. O gece Hülya'yı kovmuş, Sibel Can'ı almış. Halbuki Sibel Can, Fahrettin Aslan'da çıkıyormuş. Sibel Can'ı almak için Fahrettin Aslan'a "Sen Sibel Can'ı bu gece gönderdin gönderdin. Göndermezsen bir daha senin gazinolarının hiçbirisine çıkmam" demiş ve onu almış.

Müzeyyen Senar;
Gazinonun işletmecisi Beşir Öge’nin Müzeyyen Senar’a olan aşırı hayranlığı nedeniyle Çamlık Senar Gazinosu adını verdiği mekanda sahneye çıkan Müzeyyen Senar’ın, kenarda her zaman dolu bir kadeh rakısı bulunurmuş. Şarkı boşluklarında bu kadehten okkalı bir yudum alır ve şarkıya öyle devam edermiş.

Seyyal Taner;
“En dolu gecelerden biri. Taner in üzerinde yine her zamanki gibi değişik sahne kostümlerimden biri var. Dans edip insanları coşturuyor. Şovun bitiminde de çok büyük bir alkış almış.

Ondan sonra sahneye çıkacak sanatçı Bülent Ersoy. Ersoy, ‘Kız, kıyameti kopardın içerde, ben de bu şovu devam ettireceğim’ diye kendi şık kostümlerini üzerinden çıkarıp Taner in kıyafetini giymiş.

Biraz Tina Turner gibi. Tabii ki dev saz ekibinin giriş müziğinin ardından minicik rock kıyafetiyle Bülent Ersoy sahneye çıkınca millet beş misli coşmuş. Unutulmayan süper bir gala olmuş... ”

Sadece sanatçılar değil , ilklerde hep burada yaşanırmış. İlk televizyon burada gösterilmiş, Ay’dan düşen taş da. Paraşüt Kulesi’nden ilk paraşütle atlama gerçekleştirilmiş.


Elektronik araçlar, gıda, giyim vs. gibi en yeni ürünler hep burada tanıtılır, satış rekorları burada kırılırmış.


Hayvanat bahçesi, çoluk çocuk gezilir, “atma” dense de fıstıklar, ekmekler, kafeslere yollanırmış. Ben de bugünleri neşeyle yaşamış, mutlu çoğunluktaydım neyse ki.


Peki şimdi ne oldu da fuar eski ahengini kaybetti acaba. Bir kere artık zengin fakir her şeye ulaşabilir durumdayız, internet diye bir kavram var hayatımızda, bir tıkla Amerika'dan getirtiyoruz ürünleri.

Sanatçılar TV lerden, CD lerden oluşuyor, gidip bir yüzünü göreyimler geçti, her dakika magazin programlarındalar nasıl olsa.

Bir de tabii şu sözü söylerim fuar için; “bizler mi değiştik, yoksa fuar mı hiç değişmedi”. 

Hiç kendini yenilemedi, zamana yenik düştü gibi hissediyorum.” Peki her Ağustos koşa koşa gitmiyor musun” diye sorarsanız, cevabım “elbette ki hem de uça uça” olur.

Bu sene Kahramanlar kapısının orada Karadeniz Yöresel diye bir bölüm oluşturulmuş. Ordu, Artvin, Samsun tüm Karadeniz illeri, yemekleri, fındıkları burada. 



İster lezzetlerinden tadın, isterseniz alışveriş yapın.



Lunapark yine favorim elbette, Kamikaze ye binmeden nasıl geldim derim ben buraya. 




Tabii yine yalnız biniyorum, sevgilim beni fotoğraflama görevini seve seve kabul ediyor. Beyaz pantolonlu en önde oturan ve birazdan yeri göğü karıştıracak olan(üstte resmim mevcut) kişi ben oluyorum.




Korku tüneli, Ege Güneşi (dönmedolap), radar, salıncaklar, ışıl ışıl ve çok davetkar.



Bunun yanında sahneler kurulmuş, konserler veriliyor. Çeşitli markalar (ki büyük kısmını Tansaş oluşturuyor) promosyon ürünler dağıtıyor, lezzetlerinden tattırıyor.


Kuğulu parkta romantik bir gezinti yapabilirsiniz, tabii artık kuğular değişmiş, araba şeklinde hizmet veriyor.



Uçan balonlar, ahh o balonlar beni benden alıyor. Gelenek bu bizde. Her sene mutlaka çocukmuşsun gibi alınır, çıkana kadar elde dolaştırılır :) Ve hatta hep birileri sigarasını değdirecek, iğne saplayıp patlatacak diye korkuyla yaşanır.

Hiçbir şey için olmasa da insanların çoluğu çocuğuyla, hep beraber ne kadar huzurlu bir şekilde dolaştığını görmek için bile zevkle gidilir..


Bu arada gördüğünüz orta yaşı geçmiş kimin yanına gitseniz, biraz kulak kabartınca, çocuklarına şöyle dediğini duyabilirsiniz, “Ahh nerde o eski fuarlar”


82. İzmir Enternasyonal Fuarı'nı ziyaret etmek isterseniz 8 Eylül'e kadar kapıları size açık olacak, haberiniz olsun.

Her anınızın festival tadında geçmesi dileğiyle


İlginizi çekebilecek diğer yazılar;

  1. ALİAĞA - İZMİR
  2. AYAKKABI BAVULUMDA NELER VAR
  3. BEN GELDİM...
  4. BUTİK KURABİYE - NÜANS
  5. Bodrum-Bitez-Turgutreis-Gümüşlük - Yeni !!
  6. BİZ NASIL AŞIK OLDUK !!!
  7. DOĞU YA DOĞRU - 3
  8. DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ....
  9. Denize girmek için en güzel plajlar
  10. DÜĞÜN DAVETİYESİ
  11. DÜĞÜN HAZIRLIKLARI...
  12. DÜĞÜN İÇİN SLAYT GÖSTERİSİ
  13. DİNİ NİKAH...(EVLENİYORUZZZ)
  14. EV-LE-Nİ-YO-RUUUUMMMMM...
  15. EVİMİN DEKORASYONU GELMİŞ
  16. Evlenince ilk defa anne demek!
  17. Evlilik Teklifi, Kız Kulesi, Ağva
  18. HAVA ALANINDAN...
  19. Hissetmek
  20. KARDEŞ RUHUN GIDASIDIR
  21. KEYİFLİ SOFRA ...
  22. KIZ İSTEME MERASİMİ
  23. KUAFÖR GÜNLÜĞÜM...
  24. KURABİYE AŞKINAAAAA....
  25. LAZER EPİLASYON HAKKINDA...
  26. Müthiş Bir Evlilik Yıldönümü !
  27. NİŞAN TÖRENİMİZ...
  28. PALAMUT BÜKÜ / DATÇA - Yeni !!
  29. SEVGİLİYE HEDİYE...
  30. Sevgiliye sürpriz video ...
  31. YILBAŞINDA BURCU GÜNEŞ..
  32. Yalıkavak-Türkbükü-Yel Değirmeni - Yeni !!
  33. YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE...
  34. ÇEŞME DE 2 BLOGGER...
  35. ÇİKOLATA KURSU...
  36. ÖZLEM PILATES YAPIYOR
  37. İZMİR E GELDİM DEMEK İÇİN...





İZMİR ENTERNASYONAL FUARI


Çocukluğuma dair koskocaman bir yer tutar İzmir fuarı. Ağustos ayının sonlarını İzmirliler, coşkulu bir sevinçle karşılar.

1 Eylül 2013 Pazar

KAPUTAŞ PLAJI VE KAŞ


Geze geze bitiremediğimiz güzelim Fethiye'yi arkamızda bırakalı bir hayli oluyor. Şimdi kaş yollarındayız, bu bölge hep yemyeşil. Deniz ve orman aynı anda dost oluyor size. O kadar sıcacık o kadar sempatik işte buralar.

Kaş, eski bir Likya şehri, adını; taşlık anlamına gelen Phellos tan almış. Bölgede bir sürü Likya mezarı bulunmakta. Buraya; "Önü Yaş, Arkası Taş= Kaş" diyorlar ya kesinlikle doğru tanım :)


Dağlar o kadar dik ve sarp ki aklınızın ucuna gelmiyor, rüya gibi muhteşem plajlar barındırdığı. Böyle düşünen bizlere en güzel sürprizi Kaputaş Plajı hazırlıyor sanırım.


Kaşa 25 Km var ve biz bir an önce yüklerimizden kurtulup yatağa boylu boyunca uzanmak istiyoruz. Yolumuzun üzerinde arabalar abuk subuk park etmiş, sıkış tıkış bir durum söz konusu. Başta anlayamıyoruz, ta ki ben o muhteşem mavilikle göz göze gelip, flört edene kadar.

Kimse demesin para yok Maldivler hayal diye, giriş parası bile istemeyen Türk Cenneti; Kaputaş var.

Eğer bu plaja girmezsem geceleri rüyamda bile kabus olarak göreceğimi sevgilim anlıyor ki , seni dönüşte mutlaka getireceğim diye sözünü veriyor. oley söz aldık ya gerisi kolay.

Gözlerim hala o müthiş mavilikte kalıyor ama "Begonvil" isimli şirin oteli de merak etmiyor değilim hani. İnternetteki tavsiyeler üzerine bulmuş, telefondaki samimi tavrını beğenmiş, kapıda bizi karşılamasından uğurlamasına kadar her şeyiyle tavsiye edebileceğim bir otel sahibi ile karşılaşmıştım.


Otelin kapısının önünden merdivenlerle küçük çakıl plajına inilebiliyor. Buraların en temiz plajı burası diyorlar, nedeni ise; hemen ilerisinde arıtma fabrikası bulunması. Karstik yapısından dolayı , zeminde kırılmalar meydana gelmiş ve mağaralar oluşmuş, yeraltı suları kullanılamadan denize karışmakta.


Zaten suya girdiğinizde fark ediyorsunuz hemen; su sıcaklığı normalken, bir anda kalbinizi durduracak kadar soğuyor. Ne oluyor demeye kalmadan yine ısınıyor. Gözlükle bakarsanız dibinin ne kadar garip, üst üste katmanlar şeklinde olduğunu ve yer altının nasıl yukarı aşağı oynamış olduğunu anlayacaksınız.

Suyu daha doğru yerlerde kullanamadan kaybediyoruz, bu da başka bir üzücü tarafı işin.

Küçük Çakıl ismini resimde gördüğünüz yerden almış fakat biz hemen yanındaki Çakıllar Plajında denize giriyoruz.


Kayaların üzerine tahta platformlarla oluşturulmuş bir yer. Çok keyifli. Ücret almıyorlar sadece yediklerinizi ödüyorsunuz. Duş-Wc mevcut ve her şey temiz. Ayrıca ufacık suya 5 TL alan bir zihniyet de yok, fiyatlar makul.


Tekrar otele dönecek olursam; adı gibi etrafı da begonvil ile sarılmış durumda, akşamları ufak bir yürüyüş ile merkeze inip gezebileceğiniz mesafede. Sahibi çok ilgili ve sempatik. 



Oda pırıl pırıl (hatta bizim evin bile duşakabin inde kireç varken, burada neden bir su damlası bile yok diye hala merak ediyorum) Kahvaltı da her şey markalı ve lezzetli , fiyat da iyi, e daha ne olsun...



Akşam dolaşırken, önünden kedi gibi hiç ayrılamadığım bu muhteşem mağazayı görüyoruz. Aman yarabbim bıraksalar günlerce kalabilirim burada. Müthişşş...


Fiyat olarak bi hayli pahalı, fakat değer mi derseniz; kesinlikle değer. Hele resmini çekemediğim bir keman vardı ki akıllara zarar. İleride mutlaka evimde ona bir köşe ayırmak istiyorum. Fiyatı sanırım 6,500 TL gibi bir şeydi :)

Benim en çok almak istediğim ise (fiyat olarak biraz daha alınabilir olduğu için sanırım) bu hayat ağacı. Altından spot ışığı verdiniz mi, sihir gibi, bambaşka bir şeye dönüşüveriyor.


Sevgiliye "Bak! Hediye almak istersen başka bir şey düşünmene gerek yok,bunu alabilirsin" duygusu yeterince empoze edildikten sonra ayrılıyoruz . Erkeklerrrr bunu beğenmeyecek kızın alnını karışlarımmm, hediye alırken aklınızda olsun..

Bilgi almak ve benim gibi aşık olmak için; http://www.camvesanat.com/

Kaş ufak bir yer, her yerden begonviller size göz kırpıyor, yolları, dükkanları masaldan fırlamış gibi. İnsanlar hayvanlar iç içe dostça yaşıyorlar. Çok samimi , huzur dolu, sıcakkanlı.


Mesela su almak için büfedeyken; şöyle bir şeye tanık oluyorum. Çocuğu hastalanmış bir abla alışveriş yapıyor, büfe sahibi hasta çocuğu görüp üzülüyor ve sürmesi için, hemen çıkarıp kokusundan bolca mersin,kekik..vs olduğu belli olan bir karışım veriyor.

Tanımadığı birine yardım etmek isteyecek kadar duyarlı bir abi olmasının yanında; abla karışımı çocuğa süreyim derken yere de bolca dökünce, "ablacım azar azar sür, dökme, ben ona çok para verdim" diyecek kadar da açık sözlü :)

Neyse tüm mağazaları tek tek gezip, karnımız acıkınca da üst yoldaki restoranlarda alıyoruz soluğu. Hepsi tıklım tıklım dolu, rezervasyon gibi, tatildeyken pek de umursamadığım cümlelerden bahsediyorlar. Abicim tatildeyim habire nerede yiyeceğim diye planla mı yaşayacağım, kalsın istemez.

Sonunda "sempati" isimli ev yemekleri yapan, her masada meşhur bademli tavuk olan, 5 gün üst üste mücver yedirtecek kadar  müdavimleri bulunan bir restorana giriyoruz. İyi de yapıyoruz valla, çok lezzetli mutlaka uğrayın.


Ben söylemesem de, nasılsa garson sizi yönlendirecek ama yine de "bademli tavuk" yemeniz gerektiğini belirteyim ben. 1 porsiyonu 2 kişi bile bitiremedik ona göre . Sarması da çok güzeldi, ev yemekleri konusunda çok başarılılar.

Peki, Kaş'ta neler yapılabilir diye soracak olursanız, gitmeden kendim için hazırladığım listeyi sizinle de paylaşayım;

-Büyük Çakıl - Küçük Çakıl plajlarında keyif yapılabilir
-Pasaportlarınız yanınızda olsun, Türkiye ye en yakın, içinde yerleşim olan Yunan Adası Meis, işte tam karşınızda


-Kekova turu yada diğer tekne turlarıyla koylar keşfedilebilir


-Kaputaş Plajında resim çektirip Maldivlerdeyim diye hava atılabilir
-Yamaç Paraşütü yaparak, kuşlarla yarışabilirsin
-Akşam eğlenmek için soluğu Dejavu da alabilirsin
-Balık yemek için Üzüm Kızı, ev yemeği için Sempati doğru seçim olur


-Arnavut kaldırımlı yollarda açılmış küçük şirin mağazalar seni bekliyor olacak


-Çarşının üst kısmında Likyalılara ait lahit in önünde resim çektirmek adetten


-Limanağzına ya tekne ile yada 45 dakikalık dağ yolu ile ulaşıp, Likya mezarlarını görebilirsin


-Tekne gezileri sarmadıysa, kano turlarına katılıp, koyları kürek çekerek keşfedebilirsin
-Kalkan çok yakın mesafede; gezmeden gitmek olmaz
-Lokmacı teyzede ufak bir tatlı molası verilebilir,mmmhhh


Tatil günlerimizin artık sonuna geldiğimizden Kaş'ta tek gece kalabildik. Aslında daha uzun zaman ayırabilir, huzurun damarlarımıza işlemesine müsaade edebilirmişiz.

Güzel otelimizin, lezzetli kahvaltısından sonra, bize kardeşleri gibi davranan otel sahibimizle vedalaşıyoruz. Yol alma vakti.

Bir kaç kez resim molası veriyoruz, şimdi sırada anlatılamaz mavisi ile Kaputaş Plajı var.


Denizin rengi önce mavi, içe doğru daha açık, daha da derken resmen beyaza bırakıyor kendini, büyüleyici. Resimlerde bunu ne kadar aktarabiliyorum emin değilim. Çünkü ben de gitmeden resimlerde görmüş fakat çok da kaale almamıştım. Siz öyle yapmayın olur mu :)



Kaputaş a giderken yolda bir kaç güzel ve ufak koy daha geçiyoruz, ama durmak yok, tüm hevesimizi Kaputaş için saklıyoruz şu an. Otel sahibine buraya gideceğimizi söylediğimizde "ama orada wc yok haberiniz olsun" demişti. Yani anlayın işte, herkes şeye yapıyor, denize : p



Şu konuda anlaşalım güzel şeylere ulaşmak zor olur, önce yol kenarına park yeri bulmak lazım, sonrasında ise upuzun merdivenlerini aşmak. İnerken iyi de, bir de çıkışı var, unutmayın.


Bizim gittiğimizde dalgalıydı, sakin günlerini de görmek istiyorum bir an önce.


Yurdum insanı para nerede biliyor valla, plajın kenarında teyzeler gözleme yapıp satıyor, birisi de hortum koymuş dağdan gelen su ile duş aldırıyor, 1 TL karşılığında. Büyük nimet çünkü biz duş alıp, giyinip, saatlerce yolculuk yapacağız.


Soyunma kabini tek, bizden önce giren teyzem artık o ufacık yerde nasıl bir fantazi yaptıysa yarım saat çıkmıyor. İnsanlar da havlulara sarınıp kenarlarda soyunmaya çabaladı sayesinde. Altı üstü mayosunu çıkarıp diğerini giydi, garipti, bir ara bayıldığını bile düşünüp, alltaki boşluktan ayaklarını görmeye çabaladık o derece.

Minicik minicik çakıllardan oluşan denizine girdiyseniz bittiniz. Mayoları silkeleyip, yıkadığım halde, hala ne zaman elime alsam bir şeyler dökülüyor. Evin plajdan farkı kalmadı sayesinde.

Çocuklar gibi eğleniyoruz ama artık gitme vakti. Tabii ben yine ayrılmamak için elimden gelen şirinliği yapıyorum fakat sevgili galip geliyor. Hoşçakal Kaputaş en yakın zamanda yeniden kavuşmak dileğiyle.


Bundan sonra navigasyonu açıp mola vereceğimiz Denizliye doğru yola koyuluyoruz. İzmir e kadar yolumuz uzun olduğundan konaklayıp, Pamukkale yi ziyaret edeceğiz. 

Bakımdan geçmiş, bembeyaz travertenlerde, ayaklarımız suların içinde (hatta diğer herkesin komple vücudu suyun içinde) keyifli bir gün geçireceğiz, siz de eşlik etmek isterseniz takipte kalın.

Kalbinizi pamuklara saracak sevdiklerinizin her daim yanınızda olması dileğiyle...


2 haftalık tatilimize toplu halde bakalım, biz nereleri gezdik!!!
İsminin üzerine tıklayın, sizi alıp oralara götüreyim.




İlginizi çekebilecek diğer gezi yazıları;

  1. 2013 İZMİR DE YILBAŞI
  2. AKHİSAR DAN EMİRALEM E...
  3. AKÇAY GEZİSİ
  4. ALİAĞA - İZMİR
  5. AYVALIK-CUNDA (CENNET)
  6. AĞVA GEZİSİ...
  7. BALKONUMUZDAN BALIKLAR
  8. BAŞTAN SONA MALDİVLER
  9. BEYRUT GEZİSİ
  10. BODRUM BODRUM...
  11. BOZCAADA GEZİSİ
  12. Bodrum-Bitez-Turgutreis-Gümüşlük - Yeni !!
  13. BÜYÜKADA ; BEN GELDİM...
  14. BİRGİ / ÖDEMİŞ
  15. CAVİT İN YERİ / GÜZELBAHÇE
  16. CUMARTESİ KEYFİ / AMRİTA SPA
  17. DALYAN VE İZTUZU PLAJI
  18. DENİZ UÇAĞINDAN MALDİVLER
  19. DEĞİRMEN (TİRE)
  20. DOĞU YA DOĞRU - 1
  21. DOĞU YA DOĞRU - 2
  22. DOĞU YA DOĞRU - 3
  23. Denize girmek için en güzel plajlar
  24. EFES ANTİK KENTİ (SELÇUK)
  25. ESKİ DATÇA VE SELİMİYE - Yeni !!
  26. ESKİ FOÇA - İZMİR
  27. ESKİ FOÇA ŞENLİĞİ
  28. Emirgan Korusu, Laleler ve Köşkler..
  29. Evlilik Teklifi, Kız Kulesi, Ağva
  30. FASULİ - İSTANBUL
  31. Fethiye'de Neler Yapılır - 1.Bölüm - Yeni !!
  32. Fethiye'de neler yapılır - 2.Bölüm - Yeni !!
  33. GEYİKLİ BOZCAADA ÇANAKKALE
  34. GÜNÜBİRLİK GEZİLECEK YERLER
  35. HAVA ALANINDAN...
  36. Hediyelik Eşya Günleri
  37. ITHAA / SU ALTI RESTORAN
  38. KAHVALTI MEKANLARI - PART 2
  39. KAHVALTI MEKANLARI - PART 3
  40. KAHVALTI MEKANLARI PART - 1
  41. KISA BİR YUNUS ŞOV...
  42. KIZ KULESİ HAKKINDA...
  43. MALDİVLER / MANTA BALIĞI
  44. MALDİVLER BALAYI / 1.Bölüm
  45. MALDİVLER BALAYI / 2.Bölüm
  46. MALDİVLER BALAYI / 3.BÖLÜM
  47. MALDİVLER DE YÜZMEK...
  48. MANTA BALIĞI (MALDİVLER)
  49. MASAJ / JAKUZİ (Maldivler)
  50. MERCANLARDA ŞNORKELLING
  51. Müthiş Bir Evlilik Yıldönümü !
  52. MİNİATÜRK / İSTANBUL
  53. NAZAR KÖY 'E YOLCULUK
  54. OYUN VE OYUNCAK MÜZESİ
  55. PALAMUT BÜKÜ / DATÇA - Yeni !!
  56. PRAG GEZİSİ (Metin Yılmaz)
  57. PRAG GEZİSİ II (KARLOVY VARY)
  58. SAKLIKENT KANYONU - Yeni !!
  59. SALVADOR DALİ SERGİSİ
  60. SEVGİLİM VE DEV BALIKLAR
  61. SIĞACIK/SEFERİHİSAR (cittaslow)
  62. TANDIR ZEVKİ (GİZLİ BAHÇE)
  63. TESTİ GARDEN RESTORAN
  64. TİRE - KAPLAN
  65. WAFFLE - TURUNÇ
  66. YEMYEŞİL MALDİVLER...
  67. Yalıkavak-Türkbükü-Yel Değirmeni - Yeni !!
  68. ÇANDARLI / DİKİLİ-İZMİR
  69. ÇEŞME DE 2 BLOGGER...
  70. ÖZGÜRLÜK ANITI VE OSMANLI
  71. İZMİR E GELDİM DEMEK İÇİN...
  72. İZMİR İÇİN LEZZET DURAKLARI
  73. İÇMELER / MARMARİS - Yeni !!
  74. ŞIK RESTORANLAR
  75. ŞİRİNCE

KAPUTAŞ PLAJI VE KAŞ


Geze geze bitiremediğimiz güzelim Fethiye'yi arkamızda bırakalı bir hayli oluyor. Şimdi kaş yollarındayız, bu bölge hep yemyeşil.

Twitter Facebook Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | GreenGeeks Review