İnsanın tatilde daha fazla uyuması, dinlenmesi gerekmiyor muydu, yani tatilin amacı bu değil miydi ki. Biz burada dinlenmeyi rafa kaldırdık sanırım, zaten normalde erkenciyiz ama bugün biraz daha abarttık, yolumuz uzun, bekle bizi Halfeti.
Ciğer yemeyi bugün de es geçip, fırından sıcacık poğaçalar ve simit alıyoruz. Simit bizim buralardan farklı, bana biraz lezzetsiz geldi fakat poğaçalar için aynı şeyi söyleyemem, paketin dibini görüyoruz
Araba yolculuklarını çok seviyorum, keyifli sohbetler, dedikodular, günün özeti, konuş konuş yol bitiveriyor. Yine öyle oldu hatta konuşmaktan yolumuzun üzerindeki Belkıs(Zeugma) yı geçmişiz, Halfeti den sonra tekrar geriye döndük bu yüzden :)
Siz gidecekseniz ve görmek istiyorsanız öncelikle Belkıs köyüne oradan Halfeti ye geçin bize bakmayın olur mu :)
- Birecik
Bu gezide rahat hissetmediğim tek yer burası oldu, belki de Sebze Hal'inin yanına park etmemizden ve kalabalıktan dolayı öyle geldi bilmiyorum ama sürekli önümüzü kesip para isteyen kadınlar, çocuklar, garip bakışlar, daha fazla gezmek istemedik. Kaleyi fotoğrafladık, Fırat ın kenarında turladık.
Aslında o kadar güzel bir yer ki, turistik hale gelse ne güzel olur. Çağıl çağıl akan kocaman Fırat, hemen dibinde kale. Avrupa da olsa burası turist kaynar, fakat bizim ülkemizde bakımsızlıktan kendi vatandaşı bile huzurlu gezemiyor.
- Halfeti
Gaziantep e yaklaşık 1 saat mesafede bulunuyor. Birecikten sonra döne döne yol alıyorsunuz. Önünüze önce Yeni Halfeti çıkacak, burası devletin, köyleri baraj suları altında kalanlar için oluşturduğu yerleşim yeri.
Tarlaları, bahçeleri, evleri, geçim kaynakları gidince buraya gelmiş insanlar da.
Birecik Barajının yapılmasından sonra, Halfeti ve çevresinde, büyük bölümünde tarım yapılan 49.604 hektar arazi sular altında kalmış.
9 unu suların tamamen yuttuğu 45 yerleşim yerinde yaşayan 31.971 kişi etkilenmiş.
Halfeti geçmişinin büyük bölümü de artık baraj gölünün suları altında. Bunlar arasında 1844 tarihli Ulu Camii, 1867 tarihli Hamamlı Ev, 1796 tarihli Latifzade Hamamı ve iki mezarlık da bulunuyor.
Buraya gelmeden önce Kelaynak kuşlarını ziyaret edebilirsiniz. Soyu tükenmekte olan kuşlar için burada üreme istasyonu kurulmuş.
Halfeti'ye yaklaşıyoruz, dağın üstünden bile manzara çok güzel, bizim yolda durduğumuzu gören ne kadar araç varsa onlar da kıskanıp fotoğraflamaya başladı eehheheh :)
Abdullah Öcalan'ın doğduğu yer Halfeti'nin Ömerli (Amara) Köyüymüş; önceden bu bilgiyi öğrenseydim gitmeyi yine de ister miydim bilmiyorum. Fakat buraları o kadar güzel ki iyi ki de gelmişim diyorum şimdi.
Halfeti nin içine girer girmez sizi hemen otoparka yönlendirip, 5 TL nizi alıyorlar. Onlar da ne yapsın, geçim derdi.
Arabadan inince de etrafınızı "abi tekne gezisi ister misin" diyen insanlar sarıyor.
Caretta caretta'lar gibi siz suya ulaşmaya çabaladıkça mutlaka bir yerden biri çıkıp "tekne gezisi var" diye soruyor. Kapana kısılmış gibi hissedebilirsiniz siz de bizim gibi.
"Aaaaa başlarım sizin gezinize" demek istiyorsunuz fakat bir yandan da biz zaten tekne gezisi için gitmişiz, susuyoruz. Arayı bozmayalım arkadaş, eline düşebiliriz en sonunda.
Daha sadece minaresi suyun dışında kalmış camiyi göreceğiz değil mi ama. Size tavsiyem tekneye binmeyecekseniz Halfeti'ye de gitmeyin.
Unutmadan hatırlatayım; sevgilim gibi akıllıca davranıp, tekneye binmeden pazarlık yapın "5-10 dakikaya dolmazsa giderim" diye yoksa adam o tekneyi hınca hınç doldurana kadar kalkmaz haberiniz olsun :) Kişi başı 10 TL.
Kalkar kalkmaz başlıyor Antep-Urfa havalarına son ses. İndiğimde hala kendi kendime "Şemmamme şemmamme buke" diye şarkıya devam ediyordum. Olsun keyfimize bakalım, geldik eğlenelim.
1 saatlik bir tur bu, teknenin üzerinde gittiği suların altı; tarlalar, bağlar, bahçeler ki eskiden çok verimli yerlermiş. Şimdi geçim kaynağı turistler ve teknecilik.
Baraj kurulunca bir önceki yazımda bahsettiğim gibi Zeugma, Halfeti ve birçok köy sular altında kalmış. Tepelerde bulunan evler, bazı mezarlar kurtulmuş sadece.
Hatta bazı yerlerde mezarlar bile suyun içinde, çoktaan su onları başka yerlere taşımıştır. Çok üzüldük bu duruma da.
Sürekli bilgi veriyorlar. Rum Kalesini görüyoruz.
Kalenin dibinde bir elektrik direği göreceksiniz, sular basınca sadece üstü kalmış. İşin ilginç yanı hala direkten elektrik kullanıyorlar :) Hz. İsa’nın havarilerinden Johannes’in Roma döneminde Rum Kale de gizlenerek, kayadan oyma bir evde İncil’in nüshalarını çoğalttığı biliniyor.
Kral kızı mağarası da ilginç geliyor bize. Rumkale kralının kızı yöre halkından fakir bir çobana aşık olmuş, babasından istemiş ama her defasında reddedilmiş. En sonunda 2 aşık birlikte kaçmışlar, kral peşlerine askerlerini takmış ve onları işte bu mağarada kıstırmış, fakat ne yaptılarsa mağarayı ele geçirememişler.
En sonunda kral mağaranın önünde büyük bir ateş yaktırmış, ateş sönüp de içeri girdiklerinde 2 sevgilinin birbirine sarılmış halde ölü bedenlerini bulmuşlar. İşte bu acıklı hikaye dilden dile aktarılmış yıllardır.
Karagül dizisi de burada çekiliyor. Özcan Deniz in başrol oynadığı dizide bol bol izleyeceğiz Halfeti yi haberiniz olsun.
Diziye de adını veren "Kara gül" ün fidesini alıp başka bir yere diktiğinizde kırmızıya dönüyor fakat Halfeti de ekilirse Siyah oluyormuş. İlginç bir bilgi oldu bu da. Sadece minaresi suyun üzerinde kalmış Savaşan Köyüne geldik, Hasankeyf gibi burası da canımı acıtıyor.
Bu baraj başka yere, zarar vermeyecek şekilde yapılamaz mıydı derken buluyorum kendimi. Zeugma gibi tarih kokan önemli yerleri, insanların evlerini yutmadan mesela, olmaz mıydı. Savaşan köyünü herkes terk etmiş sadece bir amca kahve gibi hizmet veriyor gelenlere.
Biz suyun içinde evleri göremiyoruz çünkü bulanık, zaten derinlik 50-60 metre civarında. Dağlardaki mağaraları, suyun güzelliğini, havayı, tarihi içimize çeke çeke güzel bir gezi yapıyoruz.
Suyun üzerine duba koyup restoran yapmışlar, isterseniz buralara özgü şabot balığını afiyetle yiyebilirsiniz.
Dalıştan su kayağına kadar birçok sporu yapabilir ve eğitimini de alabilirsiniz.
Ayrılmadan önce; Halfetililerin, akıllıca davranıp içine iskele kurup hala kullandıkları camiyi ziyaret ediyoruz.
R
ehberin demesine göre Türkiye deki en uzun asma köprüyü, su sporları için düzenlenmiş evleri son kez görüyoruz.
Elveda hüzünlü Halfeti...