3 Haziran 2013 Pazartesi

MANTAR SOSLU BONFİLE


Bu ismi andıkça üniversite mezuniyet yemeğimizde Shakespeare de yediğim müthiş tat aklıma geliyor. O nasıl güzel bir sostu yarabbim.


Hep aklımın bir köşesinde ama bir türlü cesaret edemiyordum. Taa ki sevgilim benden isteyene kadar. O isteyince emirdir. Başladım araştırmalara, işte muhteşem lezzet karşınızda;

Malzemeler (2 Kişilik)

- 4 Adet Dana Bonfile (Ben dövülmüş aldım)

Eti marine etmek için;
- 3 Yemek Kaşığı zeytin yağı
- 2 Yemek Kaşığı soya sosu
- 2 Diş sarımsak (dilimlenmiş)
- Karabiber

Sosu için;
- 4 Yemek kaşığı zeytin yağı
- 2 Diş sarımsak
- 4 Adet defne yaprağı
- 1 Adet kuru soğan
- 1 Paket krema (200 ml) (Tikveşli kullandım)
- 1 Paket mantar (400 Gram)
- 1 Adet limon
- Tuz, Kekik, Karabiber


Yapılışı

- Marine sosu hazırlayalım ve etlere güzelce bulayıp, sararak buzdolabına kaldıralım. En az 1 saat bekletelim ki lezzetini alsın.


- Mantarları temizleyip yıkıyoruz ardından da ince ince kesiyoruz

- 1 Litre suya limonu sıkalım ve mantarları da içine atıp kaynatalım, 10 dakika kaynayınca altını kapatıp süzüyoruz.


- Teflon pilav tenceremize zeytin yağını ve irice doğradığımız (8 parçaya böldüğümüz) soğanları ve 2 ye böldüğümüz sarımsakları koyup yumuşayana kadar kavuruyoruz.

- Süzdüğümüz mantarları da koyup, kızarıncaya kadar kavurmaya devam ediyoruz.


- Krema, tuz, defne yaprağı, karabiber ve kekik i ekleyip 5 dakika kaynatıyoruz. Daha fazla kalırsa suyu azalabilir.


- İyice kızmış teflon bir tavaya etlerimizi hiç yağ eklemeden koyuyoruz. Suyunu salıp çekecek sonra da iki tarafı da kızaracak.



- Sıcak etleri servis tabağına alıp, üzerine yine sıcak sosu koyup afiyetle yiyoruz


Müthiş lezzetle, güzel sofralar dilerim...


İlginizi çekebilecek diğer tarifler;
  1. AYVA KOMPOSTOSU
  2. AYVA TATLISI (BOYASIZ)
  3. AĞLAYAN PASTA ...
  4. CEVİZLİ TEL KADAYIF
  5. EDİRNE USULÜ CİĞER
  6. ET SOTE TARİFİ - Yeni !!
  7. ETLİ KAPAMA (Kolay ve Lezzetli)
  8. ETLİ YAHNİ TARİFİ
  9. FIRIN POŞETİNDE PİRZOLA
  10. FIRIN SÜTLAÇ
  11. FIRINDA PİRZOLA
  12. GEMİ PATATES Yeni !!
  13. ISPANAKLI BÖREK
  14. KABAK TATLISI
  15. KAĞIT KEBABI
  16. KEDİ DİLİ İLE TİRAMİSU
  17. KIRMA (BÖREK)
  18. KOLAY ISPANAKLI BÖREK
  19. KURABİYE AŞKINAAAAA....
  20. KURU BARBUNYA YEMEĞİ
  21. MAKLUBE TARİFİ
  22. MANTARLI BÖREK
  23. MERCİMEK ÇORBASI
  24. PERDE PİLAVI
  25. PROFİTEROL TARİFİ
  26. SEVGİLİLER GÜNÜ KURABİYESİ
  27. SUFLE TARİFİ (Tam tadında)
  28. TAVUKLU MANTAR SOTE
  29. TEK KİŞİLİK KAPLARDA GÜVEÇ
  30. TEREYAĞLI PİRİNÇ PİLAVI ...
  31. TEREYAĞLI VE BADEMLİ PİLAV
  32. TESTİ GARDEN RESTORAN
  33. TİRAMİSU (HAZIR KEKLİ)
  34. UN HELVASI TARİFİ
  35. UN KURABİYESİ TARİFLERİ
  36. YILBAŞI TAVUĞU (İÇ PİLAVLI)
  37. ÜZÜMLÜ CEVİZLİ KURABİYE
  38. ÜZÜMLÜ CEVİZLİ SÜPERRR KEK
  39. İZMİR KÖFTE


MANTAR SOSLU BONFİLE


Bu ismi andıkça üniversite mezuniyet yemeğimizde Shakespeare de yediğim müthiş tat aklıma geliyor. O nasıl güzel bir sostu yarabbim. Hep aklımın bir köşesinde ama bir türlü cesaret edemiyordum. Taa ki sevgilim benden isteyene kadar. O isteyince emirdir. Başladım araştırmalara, işte muhteşem lezzet karşınızda;

Malzemeler (2 Kişilik)

- 4 Adet Dana Bonfile (Ben dövülmüş aldım)

Eti marine etmek için;
- 3 Yemek Kaşığı zeytin yağı
- 2 Yemek Kaşığı soya sosu
- 2 Diş sarımsak (dilimlenmiş)
- Karabiber

Sosu için;
- 4 Yemek kaşığı zeytin yağı
- 2 Diş sarımsak
- 4 Adet defne yaprağı
- 1 Adet kuru soğan
- 1 Paket krema (200 ml) (Tikveşli kullandım)
- 1 Paket mantar (400 Gram)
- 1 Adet limon
- Tuz, Kekik, Karabiber


Yapılışı

- Marine sosu hazırlayalım ve etlere güzelce bulayıp, sararak buzdolabına kaldıralım. En az 1 saat bekletelim ki lezzetini alsın.


- Mantarları temizleyip yıkıyoruz ardından da ince ince kesiyoruz

- 1 Litre suya limonu sıkalım ve mantarları da içine atıp kaynatalım, 10 dakika kaynayınca altını kapatıp süzüyoruz.


- Teflon pilav tenceremize zeytin yağını ve irice doğradığımız (8 parçaya böldüğümüz) soğanları ve 2 ye böldüğümüz sarımsakları koyup yumuşayana kadar kavuruyoruz.

- Süzdüğümüz mantarları da koyup, kızarıncaya kadar kavurmaya devam ediyoruz.


- Krema, tuz, defne yaprağı, karabiber ve kekik i ekleyip 5 dakika kaynatıyoruz. Daha fazla kalırsa suyu azalabilir.


- İyice kızmış teflon bir tavaya etlerimizi hiç yağ eklemeden koyuyoruz. Suyunu salıp çekecek sonra da iki tarafı da kızaracak.



- Sıcak etleri servis tabağına alıp, üzerine yine sıcak sosu koyup afiyetle yiyoruz


Müthiş lezzetle, güzel sofralar dilerim...


İlginizi çekebilecek diğer tarifler;
  1. AYVA KOMPOSTOSU
  2. AYVA TATLISI (BOYASIZ)
  3. AĞLAYAN PASTA ...
  4. CEVİZLİ TEL KADAYIF
  5. EDİRNE USULÜ CİĞER
  6. ET SOTE TARİFİ - Yeni !!
  7. ETLİ KAPAMA (Kolay ve Lezzetli)
  8. ETLİ YAHNİ TARİFİ
  9. FIRIN POŞETİNDE PİRZOLA
  10. FIRIN SÜTLAÇ
  11. FIRINDA PİRZOLA
  12. GEMİ PATATES Yeni !!
  13. ISPANAKLI BÖREK
  14. KABAK TATLISI
  15. KAĞIT KEBABI
  16. KEDİ DİLİ İLE TİRAMİSU
  17. KIRMA (BÖREK)
  18. KOLAY ISPANAKLI BÖREK
  19. KURABİYE AŞKINAAAAA....
  20. KURU BARBUNYA YEMEĞİ
  21. MAKLUBE TARİFİ
  22. MANTARLI BÖREK
  23. MERCİMEK ÇORBASI
  24. PERDE PİLAVI
  25. PROFİTEROL TARİFİ
  26. SEVGİLİLER GÜNÜ KURABİYESİ
  27. SUFLE TARİFİ (Tam tadında)
  28. TAVUKLU MANTAR SOTE
  29. TEK KİŞİLİK KAPLARDA GÜVEÇ
  30. TEREYAĞLI PİRİNÇ PİLAVI ...
  31. TEREYAĞLI VE BADEMLİ PİLAV
  32. TESTİ GARDEN RESTORAN
  33. TİRAMİSU (HAZIR KEKLİ)
  34. UN HELVASI TARİFİ
  35. UN KURABİYESİ TARİFLERİ
  36. YILBAŞI TAVUĞU (İÇ PİLAVLI)
  37. ÜZÜMLÜ CEVİZLİ KURABİYE
  38. ÜZÜMLÜ CEVİZLİ SÜPERRR KEK
  39. İZMİR KÖFTE


30 Mayıs 2013 Perşembe

DÜNYANIN İLK GÜNÜ


       Bu kitabı bir sene kadar önce arkadaşımın tavsiyesi üzerine almıştım. İlk sayfalarını okudukça daha eğlenceli kitaplara yönelme isteği duydum ve yarım bıraktım.


Üzerine bir sürü farklı kitap okudum fakat hep aklımın bir köşesinde duruyor çünkü arkadaşım resmen aşık olmuş, vardır bir hikmeti diyorum.

Bozcaada gezisinde yanıma aldım ki kafamı verebileyim, iyi ki de öyle yapmışım. Bir çırpıda okudum ve bitti.

Okurken o kadar heyecanlanıyorum ki , hareketlerimi görünce sevgilim bile dayanamayıp benimle birlikte okumaya, e nolmuş nolmuş demeye başlıyor. Hem kitabı okuyorum hem Ona kısa kısa özetlemeye çalışıyorum.

Kitap Fatih Sultan Mehmet in çocukluğundan başlayarak, İstanbul u almasına kadar uzanıyor, sonrası kısa kesilmiş.

Kitabın ilk yarısı dediğim gibi sıkıcı ilerliyor, sinema izlerken de öyle olur ya; ilk kısımda tasvirler, tanıtmalar gayet bayıcı, aksiyon hep moladan sonra gelir. İşte bu kitapta da aynen bu var.

Kitap İtalyan bir seyyah ın ağzından yazılmış, Osmanlıları dışarıdan bir gözle anlatan şekilde. Fetih e ilişkin konu anlatılırken Osmanlıların yaşayış şekilleri , günlük hayatları da inceleniyor. Şölen gibi, hayal ediyorsunuz o günleri, giyimi kuşamı, eserleri , o kadar dinin içiçe yaşamasını.

Kitabın yazarı Beyazıt Akman; 1981 Kastamonu doğumlu, bu kadar genç olması; kitap ile çok uyumlu çünkü Fatih te 19 yaşında dünyanın kaderini değiştirdi.


Altı yıldır Amerika’da yaşıyor; Illinois State Üniversitesi’nde Batı edebiyatında İslam algısı ve Türkler üzerine doktorasına devam ediyor.



İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde bitirdi.

Üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle mezun oldu. 2004’te Fulbright Bursiyeri olarak Amerika’ya gitti.


2006’da İngiliz edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesi’nde doktoraya başladı. Aynı üniversitede halen İngiliz edebiyatı ve İslam üzerine ders veriyor. 2003 Yaşar Nabi Yanır Gençlik Ödülleri’nde Dikkate Değer Öykücü olarak değerlendirildi. 



Akman, İmparatorluk serisine Amerika’da; üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek, doktora çalışmalarıyla ilintili beş yıllık bir araştırmanın ardından başlamış. Dünyanın İlk Günü, yazarın ilk romanı.

Kısa bir özetle;

İtalyan seyyah gelip Osmanlı Devletini inceliyor, karısını kaybetmiş fakat burada ona tıpa tıp benzer Nilüfer ile karşılaşıp, aşık oluyor.

Bu arada basit bir köylü çocuk olan Alexander yeniçeri ocağına alınmış, büyümüş ve unutamadığı aşkını düşünmekte, kitabın sonunda karşılaşacaklar mı , neler olacak diye heyecan duyuyorsunuz okurken.

Fatih'in ilme, okumaya, öğrenmeye merakı, fetihte kullandığı aletleri bile kendisinin tasarladığı; gözler önüne seriliyor. Çocuk yaşta, babası Murat ın tahtı ona bıraktığını fakat dış devletlerin bunu dikkate alıp savaşa geldiklerini öğrendiğinde tekrar tahta çıkış hikayesini bu kitapta daha detaylı okuma fırsatına sahip oluyoruz.

Osmanlı devletinin ne kadar müsamahalı ne kadar saygılı olduğunu, aslında tu kaka yaptığımız geçmişimizin ne kadar ihtişamlı, sultanın ne kadar bilgili olduğunu içiniz üzülerek okuyorsunuz, o bilgi, sanat, edebiyat dolu günlerden bugünlere nasıl geldik diye iç geçiriyorsunuz.

Kendilerine Türk demiyorlar çünkü halk sadece Türklerden ibaret değil, Kürtlerden, yabancılardan da oluşuyor. Hepsini kapsaması için Osmanlı Devleti deniyor, bunu kitapta çok güzel anlatmış. Fetih zamanında savaşanlar da sadece Türkler değil, aralarında şaşırtıcı ama Hristiyanlar bile var.

Bu kitap bizim genelde başaramadığımız fakat Amerikalıların dandirik tarihlerini tüm dünyaya izletmeyi başardığı yolu kullanmış. Yani; araya aşkı da katarak harika bir roman çıkarmış ortaya, zaten o kadar görkemli ki geçmişimiz, her dakikası için ayrı kitap yazılabilir.

Ben şimdi sabırsızlıkla yazarın; Sultan Beyazıd ın hayatını anlattı 2. kitabını almayı bekliyorum, tek solukta okumak için.

Mutlaka sonuna kadar okuyun hiç pişman olmayacaksınız hatta günlerce etkisinden kurtulamayacağınız garanti, o derece...


DÜNYANIN İLK GÜNÜ


       Bu kitabı bir sene kadar önce arkadaşımın tavsiyesi üzerine almıştım. İlk sayfalarını okudukça daha eğlenceli kitaplara yönelme isteği duydum ve yarım bıraktım. Üzerine bir sürü farklı kitap okudum fakat hep aklımın bir köşesinde duruyor çünkü arkadaşım resmen aşık olmuş, vardır bir hikmeti diyorum.

Bozcaada gezisinde yanıma aldım ki kafamı verebileyim, iyi ki de öyle yapmışım. Bir çırpıda okudum ve bitti.

Okurken o kadar heyecanlanıyorum ki , hareketlerimi görünce sevgilim bile dayanamayıp benimle birlikte okumaya, e nolmuş nolmuş demeye başlıyor. Hem kitabı okuyorum hem Ona kısa kısa özetlemeye çalışıyorum.

Kitap Fatih Sultan Mehmet in çocukluğundan başlayarak, İstanbul u almasına kadar uzanıyor, sonrası kısa kesilmiş.

Kitabın ilk yarısı dediğim gibi sıkıcı ilerliyor, sinema izlerken de öyle olur ya; ilk kısımda tasvirler, tanıtmalar gayet bayıcı, aksiyon hep moladan sonra gelir. İşte bu kitapta da aynen bu var.

Kitap İtalyan bir seyyah ın ağzından yazılmış, Osmanlıları dışarıdan bir gözle anlatan şekilde. Fetih e ilişkin konu anlatılırken Osmanlıların yaşayış şekilleri , günlük hayatları da inceleniyor. Şölen gibi, hayal ediyorsunuz o günleri, giyimi kuşamı, eserleri , o kadar dinin içiçe yaşamasını.

Kitabın yazarı Beyazıt Akman; 1981 Kastamonu doğumlu, bu kadar genç olması; kitap ile çok uyumlu çünkü Fatih te 19 yaşında dünyanın kaderini değiştirdi.


Altı yıldır Amerika’da yaşıyor; Illinois State Üniversitesi’nde Batı edebiyatında İslam algısı ve Türkler üzerine doktorasına devam ediyor.


İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde bitirdi.

Üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle mezun oldu. 2004’te Fulbright Bursiyeri olarak Amerika’ya gitti.


2006’da İngiliz edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesi’nde doktoraya başladı. Aynı üniversitede halen İngiliz edebiyatı ve İslam üzerine ders veriyor. 2003 Yaşar Nabi Yanır Gençlik Ödülleri’nde Dikkate Değer Öykücü olarak değerlendirildi. 


Akman, İmparatorluk serisine Amerika’da; üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek, doktora çalışmalarıyla ilintili beş yıllık bir araştırmanın ardından başlamış. Dünyanın İlk Günü, yazarın ilk romanı.

Kısa bir özetle;

İtalyan seyyah gelip Osmanlı Devletini inceliyor, karısını kaybetmiş fakat burada ona tıpa tıp benzer Nilüfer ile karşılaşıp, aşık oluyor.

Bu arada basit bir köylü çocuk olan Alexander yeniçeri ocağına alınmış, büyümüş ve unutamadığı aşkını düşünmekte, kitabın sonunda karşılaşacaklar mı , neler olacak diye heyecan duyuyorsunuz okurken.

Fatih'in ilme, okumaya, öğrenmeye merakı, fetihte kullandığı aletleri bile kendisinin tasarladığı; gözler önüne seriliyor. Çocuk yaşta, babası Murat ın tahtı ona bıraktığını fakat dış devletlerin bunu dikkate alıp savaşa geldiklerini öğrendiğinde tekrar tahta çıkış hikayesini bu kitapta daha detaylı okuma fırsatına sahip oluyoruz.

Osmanlı devletinin ne kadar müsamahalı ne kadar saygılı olduğunu, aslında tu kaka yaptığımız geçmişimizin ne kadar ihtişamlı, sultanın ne kadar bilgili olduğunu içiniz üzülerek okuyorsunuz, o bilgi, sanat, edebiyat dolu günlerden bugünlere nasıl geldik diye iç geçiriyorsunuz.

Kendilerine Türk demiyorlar çünkü halk sadece Türklerden ibaret değil, Kürtlerden, yabancılardan da oluşuyor. Hepsini kapsaması için Osmanlı Devleti deniyor, bunu kitapta çok güzel anlatmış. Fetih zamanında savaşanlar da sadece Türkler değil, aralarında şaşırtıcı ama Hristiyanlar bile var.

Bu kitap bizim genelde başaramadığımız fakat Amerikalıların dandirik tarihlerini tüm dünyaya izletmeyi başardığı yolu kullanmış. Yani; araya aşkı da katarak harika bir roman çıkarmış ortaya, zaten o kadar görkemli ki geçmişimiz, her dakikası için ayrı kitap yazılabilir.

Ben şimdi sabırsızlıkla yazarın; Sultan Beyazıd ın hayatını anlattı 2. kitabını almayı bekliyorum, tek solukta okumak için.

Mutlaka sonuna kadar okuyun hiç pişman olmayacaksınız hatta günlerce etkisinden kurtulamayacağınız garanti, o derece...


Twitter Facebook Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | GreenGeeks Review