29 Aralık 2012 Cumartesi

ÖZLEM PILATES YAPIYOR


      Bunu yazınca istikrarlı şekilde pilates yapıyorum sanıyorsunuz değil mi. Yok efendim gayet istikrarsız şekilde olanından benimki. Önce Ebru Şallı cd lerimi aldım sonra sevgilimi ille masrafa sokacağım ya minder ufak top büyük top..... (liste uzayıp da gider böyle..)


Arkadaş yapamıyorum sürekli bir bahanem var, bir bakıyorum haftanın 5 günü yapmışım sonra aylarca nanay. Aslında itiraf edeyim zevkli de hani, e hareketleri de kıvırdım sayılır. (yani ilk CD dekileri canım, abartmayalım )

Bu iş her kahvaltımın Karatay diyetiyle başlayıp akşam yemeğimin Banu Alkan diyetiyle sonlanmasına benziyor. Acaba istikrar konusunda mı problemlerim var. Ben ne meraklıyım arkadaş kendim de bi sorun bulmaya, sanki Türkiye de diyet denen olgu bu değil :) Bana kalsa çocukluğuma falan ineceğim.

Neyse nerede kalmıştık, hımm pilates demiştik en son sanırım. Yapmasından daha zevkli başka bir şey daha var , " ben pilates yapıyorum" demek, hemen resimlerini çekip face de paylaşmak (bir kaç resmim boy gösteriyor face dünyasında , eksik kalır mıyım hiç)

Neyse efendim bu kadar kendimizi yerdiğimiz yeter tanımayanlar da diyecek ki bu kız 110 kilo, yok yok Allah muhafazaaa daha şunun şurası 65,4 Kg (buradaki o 4 çok önemli, vurgulamak için belirttim)

Evlendikten sonra kilo alırsın diyorlardı ihtimal bile vermedim, düşündüm yemekleri kendim yapacağıma göre zayıflama ihtimalim bile var dedim, ama çok şanssızmışım ki iyi bir aşçı çıktı içimden, meğersem yıllarca içimde biriktirmişim. Sevgilim hadi bir şeyler pişir deyince ben de 32 yılın özlemiyle nasıl dolduysam pişir pişir bitiremiyorum. Öyle dandirikten yemeklerden sayılıp da küçümsenmesin bu noktada, maşallah kendimim diye söylemiyorum hamarat kızım (yani hamarat kızmışım onu anladık).

Konuyu kaçırdım evet evlenince kilo alınıyormuş 1,4 Kg aldım (işte o 4 burada ne kadar önemli hale geldi gördünüz) Benim hayatım böyle zaten 2 kilo alırım herkes ne çok şişmanladın sen der, 2 kilo veririm ne bu boynun uzadı kafanı bir şeye mi taktın derler, yahu alt tarafı 2 kilocuk nedir alıp veremediğiniz bu kadar.

Uzatmamayım efendim başlığı pilates yazdık diye ahkam keseceğimi sandınız değil mi , benim plates alet edevatlarım da yürüyüş bandını elbise askısı olarak kullananların sonuna benzeyecek sanırım. Bu yazıdan sonra azmedip başlamazsam bana da ayıp yani.

Şimdilik bu kadar diyelim, gelişme olursa ben yazarım size, iyi geceler...


ÖZLEM PILATES YAPIYOR


Bunu yazınca istikrarlı şekilde pilates yapıyorum sanıyorsunuz değil mi. Yok efendim gayet istikrarsız şekilde olanından benimki. Önce Ebru Şallı cd lerimi aldım sonra sevgilimi ille masrafa sokacağım ya minder ufak top büyük top..... (liste uzayıp da gider böyle..
Arkadaş yapamıyorum sürekli bir bahanem var, bir bakıyorum haftanın 5 günü yapmışım sonra aylarca nanay. Aslında itiraf edeyim zevkli de hani, e hareketleri de kıvırdım sayılır. (yani ilk CD dekileri canım, abartmayalım )

Bu iş her kahvaltımın Karatay diyetiyle başlayıp akşam yemeğimin Banu Alkan diyetiyle sonlanmasına benziyor. Acaba istikrar konusunda mı problemlerim var. Ben ne meraklıyım arkadaş kendim de bi sorun bulmaya, sanki Türkiye de diyet denen olgu bu değil :) Bana kalsa çocukluğuma falan ineceğim.

Neyse nerede kalmıştık, hımm pilates demiştik en son sanırım. Yapmasından daha zevkli başka bir şey daha var , " ben pilates yapıyorum" demek, hemen resimlerini çekip face de paylaşmak (bir kaç resmim boy gösteriyor face dünyasında , eksik kalır mıyım hiç)

Neyse efendim bu kadar kendimizi yerdiğimiz yeter tanımayanlar da diyecek ki bu kız 110 kilo, yok yok Allah muhafazaaa daha şunun şurası 65,4 Kg (buradaki o 4 çok önemli, vurgulamak için belirttim)

Evlendikten sonra kilo alırsın diyorlardı ihtimal bile vermedim, düşündüm yemekleri kendim yapacağıma göre zayıflama ihtimalim bile var dedim, ama çok şanssızmışım ki iyi bir aşçı çıktı içimden, meğersem yıllarca içimde biriktirmişim. Sevgilim hadi bir şeyler pişir deyince ben de 32 yılın özlemiyle nasıl dolduysam pişir pişir bitiremiyorum. Öyle dandirikten yemeklerden sayılıp da küçümsenmesin bu noktada, maşallah kendimim diye söylemiyorum hamarat kızım (yani hamarat kızmışım onu anladık).

Konuyu kaçırdım evet evlenince kilo alınıyormuş 1,4 Kg aldım (işte o 4 burada ne kadar önemli hale geldi gördünüz) Benim hayatım böyle zaten 2 kilo alırım herkes ne çok şişmanladın sen der, 2 kilo veririm ne bu boynun uzadı kafanı bir şeye mi taktın derler, yahu alt tarafı 2 kilocuk nedir alıp veremediğiniz bu kadar.

Uzatmamayım efendim başlığı pilates yazdık diye ahkam keseceğimi sandınız değil mi , benim plates alet edevatlarım da yürüyüş bandını elbise askısı olarak kullananların sonuna benzeyecek sanırım. Bu yazıdan sonra azmedip başlamazsam bana da ayıp yani.

Şimdilik bu kadar diyelim, gelişme olursa ben yazarım size, iyi geceler...


İZ (CANAN TAN)



Bir Baba - Kız Romanı

Siz de babanıza aşık bir çocuk muydunuz, anneniz hala size babasının kızı mı der? Cevabınız evet ise işte bu roman tam size göre.

Verda için çocukluk yıllarının biricik kahramanı sevgili babasıdır, ta ki annesini, başka bir kadınla aldatana kadar. Annesinin; aldatan kocasına bitmeyen kininden dolayı, kahramanıyla senelerce hiç görüşmek istemez, tüm bağları kopmuştur. 

Bir gün Verda kendi gibi inatçı babasının intihar haberini almış ve ünlü avukat Vedat Karacan ın intihar etmeyeceğine inancı tam olduğundan bu işin peşine kendi düşmüştür. Babasıyla ilgili ne kadar az şey bildiğini, içini kavuran kocaman bir özlemle öğrenmesi hem Verda yı hem de bizleri çok şaşırtacak.

Ölen bir babanın ardından, bir kızın yaşadığı acıyı, "keşke" leri, "neden" leri içimiz burkularak okuyoruz. burnunuzun direği sızlayacak ve hemen babanızı arayıp seni seviyorum dememek için zor tutacaksınız kendinizi öyle böyle değil yani.

İçimize işleyen başka bir Canan Tan romanı. 

İZ (CANAN TAN)



Bir Baba - Kız Romanı

Siz de babanıza aşık bir çocuk muydunuz, anneniz hala size babasının kızı mı der? Cevabınız evet ise işte bu roman tam size göre.

Verda için çocukluk yıllarının biricik kahramanı sevgili babasıdır, ta ki annesini, başka bir kadınla aldatana kadar. Annesinin; aldatan kocasına bitmeyen kininden dolayı, kahramanıyla senelerce hiç görüşmek istemez, tüm bağları kopmuştur. 

Bir gün Verda kendi gibi inatçı babasının intihar haberini almış ve ünlü avukat Vedat Karacan ın intihar etmeyeceğine inancı tam olduğundan bu işin peşine kendi düşmüştür. Babasıyla ilgili ne kadar az şey bildiğini, içini kavuran kocaman bir özlemle öğrenmesi hem Verda yı hem de bizleri çok şaşırtacak.

Ölen bir babanın ardından, bir kızın yaşadığı acıyı, "keşke" leri, "neden" leri içimiz burkularak okuyoruz. burnunuzun direği sızlayacak ve hemen babanızı arayıp seni seviyorum dememek için zor tutacaksınız kendinizi öyle böyle değil yani.

İçimize işleyen başka bir Canan Tan romanı. 

İZ (CANAN TAN)

Bir Baba - Kız Romanı

CANAN TAN, VERDA, BABA KIZ, İNTİHAR, İZ, ROMAN

Siz de babanıza aşık bir çocuk muydunuz, anneniz hala size babasının kızı mı der? Cevabınız evet ise işte bu roman tam size göre.

Verda için çocukluk yıllarının biricik kahramanı sevgili babasıdır, ta ki annesini, başka bir kadınla aldatana kadar. Annesinin; aldatan kocasına bitmeyen kininden dolayı, kahramanıyla senelerce hiç görüşmek istemez, tüm bağları kopmuştur. 

Bir gün Verda kendi gibi inatçı babasının intihar haberini almış ve ünlü avukat Vedat Karacan ın intihar etmeyeceğine inancı tam olduğundan bu işin peşine kendi düşmüştür. Babasıyla ilgili ne kadar az şey bildiğini, içini kavuran kocaman bir özlemle öğrenmesi hem Verda yı hem de bizleri çok şaşırtacak.

Ölen bir babanın ardından, bir kızın yaşadığı acıyı, "keşke" leri, "neden" leri içimiz burkularak okuyoruz. burnunuzun direği sızlayacak ve hemen babanızı arayıp seni seviyorum dememek için zor tutacaksınız kendinizi öyle böyle değil yani.

İçimize işleyen başka bir Canan Tan romanı. 

Evlenince ilk defa anne demek!


HİTAP SORUNSALI

           Oldum olası hitaplar konusunda sıkıntı çekerim, akrabalık ilişkilerini hala tam olarak anlayamadığımdan olsa gerek, teyze demem gerekenlere yenge, yenge demem gerekenlere abla  falan filan gibi bir sürü gereksiz ünvan sıralıyorum.



Benim gibi birinin içine düşebileceği en kötü durum ise çalıştığı tesisin müdürü ile birlikte olmak, bugüne kadar benim için Metin Bey di nasıl alışılacak Metin demeye hadi bakalım.

Aynen de dediğim gibi oldu, Bey Bey Bey, Siz Siz siz....  Adam bana seni seviyorum canım diyor, ben de cevap; Teşekkür ederim, Ben de sizi  !     Bu kadar vahim durumdayım yani...

Uzun bir süre tek taraflı olarak sizli bizli, Bey li olarak idare ettik. Sevgilim de peygamber sabrı var, hiç ses çıkarmadı. Tam atlattık derken;

Bu defa da “çıkıyoruz” diyorum bozuluyor, çıkmak deyip basite indirgememem lazımmış biz “birlikteymişiz” böyle söylemem gerekirmiş, ağzıma acı biberler sürerek buna da alıştık uzunca bi süre sonra.

Arkadaş bu kadarla da kalmıyor ki evlenmeye niyet etmişsin bu işin annesi var, babası, dayısı, kardeşi, teyzesi...oooo bittim ben!

O güne kadar Sevgiliyken; parmağımıza yüzükleri bir taktılar Sözlüm, ertesi gün nişanlım, 2 ay sonra eşim oluverdi. Arkadaş hangi birine adapte olayım, hem de şöyle nazlı nazlı “nişanlım” demenin tadını bile çıkaramadım, 2 ayda sözlüm ve nişanlımı kaç kere telaffuz edebilirsiniz ki.

Sanırım doyamadık ki karar aldık evlendikten sonra bile bir süre daha nişanlım dedik birbirimize :) 

Şimdiki durum ise; bol bol eşim diyecek vaktim var ama işi vasata ve monotona bağlamamak için şimdi de Sevgilim le devam ediyorum. Millet Kocan falan deyince utanıyorum nedense, ayıpmış gibi geliyor. Ben hep böyle İdrak sorunu yaşıyorum yani

Sonradan anladım ki bunlar aslında hava civaymış, asıl konu “ anne “ diyebilmekmiş.
Etrafımdakiler “sen ne kadar büyütüyorsun bu konuyu” demek için sanırım evlendiklerinde hiç zorlanmadıklarını, onlar için sorun olmadığını söylese de (ki hala inanmıyorum bu sözlere) bence evlenenlerin büyük dertlerindendir hayatınıza yeni giren birine “anne” diyebilmek.


Yapmacık söylemeyeyim, içimden gelsin diye beklerken en büyük stresi etrafımdakiler yaşadı, kendi annem her gördüğünde sıkıştırıyor bir kere dersem tamammış da falan filan, kardeşim bir kere söyleyeceğime 3 saat tek ayak üstünde bekleyeyim mesela olmaz mı, çıkmıyor işte bu meret ağızdan hemen.

Beni alıştırmanın en iyi çözümü yeni “ANNEM” buldu, bana güzel bir pijama takımı almış ben de zevkle giydim. Hep beraber otururken Sevgilim sordu üstündekini kim aldı diye al sana işte! ne diyeceğim şimdi ben, o an herkesin gözü üzerimde . Annen desem ayıp, ne dicem babanın karısı mı üfff Allahımmm. Sessizce bir annem çıktı ki ağzımdan sormayın ben bile duymadım nerdeyse.

Sonra annem sağolsun baktı ki benden hayır yok ipleri ele aldı, o gün eve kim geldiyse sorun bakalım diyor üstündekini kim almış. E ben de tüm gün her gelene “annem almış” derken alıştım gitti.

Bunu da böyle halletmiş olduk ama tabii bu raddeye gelene kadar bayağı soğuk ter döktüm. 
Şimdi alıştığım düzende devam edip gidiyorum ama bir daha statü değiştirirsem durumum ne olur yaşayıp göreceğiz, mesela anneyim demeye de böyle zorlanacak mıyım acaba?

Şunu fark ettim ki;
-Anne demenin bir zamanı yok, ilk ne zaman söylersen söyle zor yani
-Önemsiz gibi geliyor ama sizi kızları gibi görmeye hazır olan insanlar için bu kelimeler çok önemli
-Erkekler bu işe çok daha kolay uyum sağlıyorlar, mesela benim sevgilim daha nişanlanmadan bile çok rahat söylemişti
-Anne dışında diğer aile bireylerine seslenmek daha rahat oluyor, örneğin teyze, dayı , baba beni hiç zorlamadı (ki şimdi de teyze dememek için uğraşıyorum, çünkü teyzemiz resimde de görüleceği üzere yaşıtım gibi duruyor maaşallah)

Evlenince ilk defa anne demek!


HİTAP SORUNSALI

           Oldum olası hitaplar konusunda sıkıntı çekerim, akrabalık ilişkilerini hala tam olarak anlayamadığımdan olsa gerek, teyze demem gerekenlere yenge, yenge demem gerekenlere abla  falan filan gibi bir sürü gereksiz ünvan sıralıyorum.


Benim gibi birinin içine düşebileceği en kötü durum ise çalıştığı tesisin müdürü ile birlikte olmak, bugüne kadar benim için Metin Bey di nasıl alışılacak Metin demeye hadi bakalım.

Aynen de dediğim gibi oldu, Bey Bey Bey, Siz Siz siz....  Adam bana seni seviyorum canım diyor, ben de cevap; Teşekkür ederim, Ben de sizi  !     Bu kadar vahim durumdayım yani...

Uzun bir süre tek taraflı olarak sizli bizli, Bey li olarak idare ettik. Sevgilim de peygamber sabrı var, hiç ses çıkarmadı. Tam atlattık derken;

Bu defa da “çıkıyoruz” diyorum bozuluyor, çıkmak deyip basite indirgememem lazımmış biz “birlikteymişiz” böyle söylemem gerekirmiş, ağzıma acı biberler sürerek buna da alıştık uzunca bi süre sonra.

Arkadaş bu kadarla da kalmıyor ki evlenmeye niyet etmişsin bu işin annesi var, babası, dayısı, kardeşi, teyzesi...oooo bittim ben!

O güne kadar Sevgiliyken; parmağımıza yüzükleri bir taktılar Sözlüm, ertesi gün nişanlım, 2 ay sonra eşim oluverdi. Arkadaş hangi birine adapte olayım, hem de şöyle nazlı nazlı “nişanlım” demenin tadını bile çıkaramadım, 2 ayda sözlüm ve nişanlımı kaç kere telaffuz edebilirsiniz ki.

Sanırım doyamadık ki karar aldık evlendikten sonra bile bir süre daha nişanlım dedik birbirimize :) 

Şimdiki durum ise; bol bol eşim diyecek vaktim var ama işi vasata ve monotona bağlamamak için şimdi de Sevgilim le devam ediyorum. Millet Kocan falan deyince utanıyorum nedense, ayıpmış gibi geliyor. Ben hep böyle İdrak sorunu yaşıyorum yani

Sonradan anladım ki bunlar aslında hava civaymış, asıl konu “ anne “ diyebilmekmiş.
Etrafımdakiler “sen ne kadar büyütüyorsun bu konuyu” demek için sanırım evlendiklerinde hiç zorlanmadıklarını, onlar için sorun olmadığını söylese de (ki hala inanmıyorum bu sözlere) bence evlenenlerin büyük dertlerindendir hayatınıza yeni giren birine “anne” diyebilmek.


Yapmacık söylemeyeyim, içimden gelsin diye beklerken en büyük stresi etrafımdakiler yaşadı, kendi annem her gördüğünde sıkıştırıyor bir kere dersem tamammış da falan filan, kardeşim bir kere söyleyeceğime 3 saat tek ayak üstünde bekleyeyim mesela olmaz mı, çıkmıyor işte bu meret ağızdan hemen.

Beni alıştırmanın en iyi çözümü yeni “ANNEM” buldu, bana güzel bir pijama takımı almış ben de zevkle giydim. Hep beraber otururken Sevgilim sordu üstündekini kim aldı diye al sana işte! ne diyeceğim şimdi ben, o an herkesin gözü üzerimde . Annen desem ayıp, ne dicem babanın karısı mı üfff Allahımmm. Sessizce bir annem çıktı ki ağzımdan sormayın ben bile duymadım nerdeyse.

Sonra annem sağolsun baktı ki benden hayır yok ipleri ele aldı, o gün eve kim geldiyse sorun bakalım diyor üstündekini kim almış. E ben de tüm gün her gelene “annem almış” derken alıştım gitti.

Bunu da böyle halletmiş olduk ama tabii bu raddeye gelene kadar bayağı soğuk ter döktüm. 
Şimdi alıştığım düzende devam edip gidiyorum ama bir daha statü değiştirirsem durumum ne olur yaşayıp göreceğiz, mesela anneyim demeye de böyle zorlanacak mıyım acaba?

Şunu fark ettim ki;
-Anne demenin bir zamanı yok, ilk ne zaman söylersen söyle zor yani
-Önemsiz gibi geliyor ama sizi kızları gibi görmeye hazır olan insanlar için bu kelimeler çok önemli
-Erkekler bu işe çok daha kolay uyum sağlıyorlar, mesela benim sevgilim daha nişanlanmadan bile çok rahat söylemişti
-Anne dışında diğer aile bireylerine seslenmek daha rahat oluyor, örneğin teyze, dayı , baba beni hiç zorlamadı (ki şimdi de teyze dememek için uğraşıyorum, çünkü teyzemiz resimde de görüleceği üzere yaşıtım gibi duruyor maaşallah)

Evlenince ilk defa anne demek!


HİTAP SORUNSALI

           Oldum olası hitaplar konusunda sıkıntı çekerim, akrabalık ilişkilerini hala tam olarak anlayamadığımdan olsa gerek, teyze demem gerekenlere yenge, yenge demem gerekenlere abla  falan filan gibi bir sürü gereksiz ünvan sıralıyorum.


Benim gibi birinin içine düşebileceği en kötü durum ise çalıştığı tesisin müdürü ile birlikte olmak, bugüne kadar benim için Metin Bey di nasıl alışılacak Metin demeye hadi bakalım.

Aynen de dediğim gibi oldu, Bey Bey Bey, Siz Siz siz....  Adam bana seni seviyorum canım diyor, ben de cevap; Teşekkür ederim, Ben de sizi  !     Bu kadar vahim durumdayım yani...

Uzun bir süre tek taraflı olarak sizli bizli, Bey li olarak idare ettik. Sevgilim de peygamber sabrı var, hiç ses çıkarmadı. Tam atlattık derken;

Bu defa da “çıkıyoruz” diyorum bozuluyor, çıkmak deyip basite indirgememem lazımmış biz “birlikteymişiz” böyle söylemem gerekirmiş, ağzıma acı biberler sürerek buna da alıştık uzunca bi süre sonra.

Arkadaş bu kadarla da kalmıyor ki evlenmeye niyet etmişsin bu işin annesi var, babası, dayısı, kardeşi, teyzesi...oooo bittim ben!

O güne kadar Sevgiliyken; parmağımıza yüzükleri bir taktılar Sözlüm, ertesi gün nişanlım, 2 ay sonra eşim oluverdi. Arkadaş hangi birine adapte olayım, hem de şöyle nazlı nazlı “nişanlım” demenin tadını bile çıkaramadım, 2 ayda sözlüm ve nişanlımı kaç kere telaffuz edebilirsiniz ki.

Sanırım doyamadık ki karar aldık evlendikten sonra bile bir süre daha nişanlım dedik birbirimize :) 

Şimdiki durum ise; bol bol eşim diyecek vaktim var ama işi vasata ve monotona bağlamamak için şimdi de Sevgilim le devam ediyorum. Millet Kocan falan deyince utanıyorum nedense, ayıpmış gibi geliyor. Ben hep böyle İdrak sorunu yaşıyorum yani

Sonradan anladım ki bunlar aslında hava civaymış, asıl konu “ anne “ diyebilmekmiş.
Etrafımdakiler “sen ne kadar büyütüyorsun bu konuyu” demek için sanırım evlendiklerinde hiç zorlanmadıklarını, onlar için sorun olmadığını söylese de (ki hala inanmıyorum bu sözlere) bence evlenenlerin büyük dertlerindendir hayatınıza yeni giren birine “anne” diyebilmek.


Yapmacık söylemeyeyim, içimden gelsin diye beklerken en büyük stresi etrafımdakiler yaşadı, kendi annem her gördüğünde sıkıştırıyor bir kere dersem tamammış da falan filan, kardeşim bir kere söyleyeceğime 3 saat tek ayak üstünde bekleyeyim mesela olmaz mı, çıkmıyor işte bu meret ağızdan hemen.

Beni alıştırmanın en iyi çözümü yeni “ANNEM” buldu, bana güzel bir pijama takımı almış ben de zevkle giydim. Hep beraber otururken Sevgilim sordu üstündekini kim aldı diye al sana işte! ne diyeceğim şimdi ben, o an herkesin gözü üzerimde . Annen desem ayıp, ne dicem babanın karısı mı üfff Allahımmm. Sessizce bir annem çıktı ki ağzımdan sormayın ben bile duymadım nerdeyse.

Sonra annem sağolsun baktı ki benden hayır yok ipleri ele aldı, o gün eve kim geldiyse sorun bakalım diyor üstündekini kim almış. E ben de tüm gün her gelene “annem almış” derken alıştım gitti.

Bunu da böyle halletmiş olduk ama tabii bu raddeye gelene kadar bayağı soğuk ter döktüm. 
Şimdi alıştığım düzende devam edip gidiyorum ama bir daha statü değiştirirsem durumum ne olur yaşayıp göreceğiz, mesela anneyim demeye de böyle zorlanacak mıyım acaba?

Şunu fark ettim ki;
-Anne demenin bir zamanı yok, ilk ne zaman söylersen söyle zor yani
-Önemsiz gibi geliyor ama sizi kızları gibi görmeye hazır olan insanlar için bu kelimeler çok önemli
-Erkekler bu işe çok daha kolay uyum sağlıyorlar, mesela benim sevgilim daha nişanlanmadan bile çok rahat söylemişti
-Anne dışında diğer aile bireylerine seslenmek daha rahat oluyor, örneğin teyze, dayı , baba beni hiç zorlamadı (ki şimdi de teyze dememek için uğraşıyorum, çünkü teyzemiz resimde de görüleceği üzere yaşıtım gibi duruyor maaşallah)

Umarım siz de mecburiyetten dolayı değil de gerçekten öyle gördüğünüz için, benim gibi içinize sindirerek bu anlamlı kelimeyi söyleyip, kalabalık ve kocaman bir aile olarak mutlu mesut yaşarsınız. (Amin)

EVLENİNCE İLK DEFA ANNE DEMEK...

HİTAP SORUNSALI


Oldum olası hitaplar konusunda sıkıntı çekerim, akrabalık ilişkilerini hala tam olarak anlayamadığımdan olsa gerek, teyze demem gerekenlere yenge, yenge demem gerekenlere abla  falan filan gibi bir sürü gereksiz ünvan sıralıyorum.

Benim gibi birinin içine düşebileceği en kötü durum ise çalıştığı tesisin müdürü ile birlikte olmak, bugüne kadar benim için Metin Bey di nasıl alışılacak Metin demeye hadi bakalım.

Aynen de dediğim gibi oldu, Bey Bey Bey, Siz Siz siz....  Adam bana seni seviyorum canım diyor, ben de cevap; Teşekkür ederim, Ben de sizi  !     Bu kadar vahim durumdayım yani...

Uzun bir süre tek taraflı olarak sizli bizli, Bey li olarak idare ettik. Sevgilim de peygamber sabrı var, hiç ses çıkarmadı. Tam atlattık derken;

Bu defa da “çıkıyoruz” diyorum bozuluyor, çıkmak deyip basite indirgememem lazımmış biz “birlikteymişiz” böyle söylemem gerekirmiş, ağzıma acı biberler sürerek buna da alıştık uzunca bi süre sonra.

Arkadaş bu kadarla da kalmıyor ki evlenmeye niyet etmişsin bu işin annesi var, babası, dayısı, kardeşi, teyzesi...oooo bittim ben!

O güne kadar Sevgiliyken; parmağımıza yüzükleri bir taktılar Sözlüm, ertesi gün nişanlım, 2 ay sonra eşim oluverdi. Arkadaş hangi birine adapte olayım, hem de şöyle nazlı nazlı “nişanlım” demenin tadını bile çıkaramadım, 2 ayda sözlüm ve nişanlımı kaç kere telaffuz edebilirsiniz ki.

Sanırım doyamadık ki karar aldık evlendikten sonra bile bir süre daha nişanlım dedik birbirimize :) 

Şimdiki durum ise; bol bol eşim diyecek vaktim var ama işi vasata ve monotona bağlamamak için şimdi de Sevgilim le devam ediyorum. Millet Kocan falan deyince utanıyorum nedense, ayıpmış gibi geliyor. Ben hep böyle İdrak sorunu yaşıyorum yani

Sonradan anladım ki bunlar aslında hava civaymış, asıl konu “ anne “ diyebilmekmiş.
Etrafımdakiler “sen ne kadar büyütüyorsun bu konuyu” demek için sanırım evlendiklerinde hiç zorlanmadıklarını, onlar için sorun olmadığını söylese de (ki hala inanmıyorum bu sözlere) bence evlenenlerin büyük dertlerindendir hayatınıza yeni giren birine “anne” diyebilmek.


Yapmacık söylemeyeyim, içimden gelsin diye beklerken en büyük stresi etrafımdakiler yaşadı, kendi annem her gördüğünde sıkıştırıyor bir kere dersem tamammış da falan filan, kardeşim bir kere söyleyeceğime 3 saat tek ayak üstünde bekleyeyim mesela olmaz mı, çıkmıyor işte bu meret ağızdan hemen.

Beni alıştırmanın en iyi çözümü yeni “ANNEM” buldu, bana güzel bir pijama takımı almış ben de zevkle giydim. Hep beraber otururken Sevgilim sordu üstündekini kim aldı diye al sana işte! ne diyeceğim şimdi ben, o an herkesin gözü üzerimde . Annen desem ayıp, ne dicem babanın karısı mı üfff Allahımmm. Sessizce bir annem çıktı ki ağzımdan sormayın ben bile duymadım nerdeyse.

Sonra annem sağolsun baktı ki benden hayır yok ipleri ele aldı, o gün eve kim geldiyse sorun bakalım diyor üstündekini kim almış. E ben de tüm gün her gelene “annem almış” derken alıştım gitti.

Bunu da böyle halletmiş olduk ama tabii bu raddeye gelene kadar bayağı soğuk ter döktüm. 
Şimdi alıştığım düzende devam edip gidiyorum ama bir daha statü değiştirirsem durumum ne olur yaşayıp göreceğiz, mesela anneyim demeye de böyle zorlanacak mıyım acaba?

Şunu fark ettim ki;
-Anne demenin bir zamanı yok, ilk ne zaman söylersen söyle zor yani
-Önemsiz gibi geliyor ama sizi kızları gibi görmeye hazır olan insanlar için bu kelimeler çok önemli
-Erkekler bu işe çok daha kolay uyum sağlıyorlar, mesela benim sevgilim daha nişanlanmadan bile çok rahat söylemişti
-Anne dışında diğer aile bireylerine seslenmek daha rahat oluyor, örneğin teyze, dayı , baba beni hiç zorlamadı (ki şimdi de teyze dememek için uğraşıyorum, çünkü teyzemiz resimde de görüleceği üzere yaşıtım gibi duruyor maaşallah)

Umarım siz de mecburiyetten dolayı değil de gerçekten öyle gördüğünüz için, benim gibi içinize sindirerek bu anlamlı kelimeyi söyleyip, kalabalık ve kocaman bir aile olarak mutlu mesut yaşarsınız. (Amin)

Twitter Facebook Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | GreenGeeks Review